ben aslında oyuncu değilim ama birçok oyuna dahil oldum şiiri

İnsan herşeye nasıl da çabuk alışıyor iki gün sadece iki gün hafif bir kriz dönemi sonra hemen alışıyor ve yaşamın yeni akışında yerini alıp keyifle akmaya devam ediyorsun Her şeye rağmen 2 saat hoş vakit geçirebileceğiniz, ortalama bir seyirciyseniz memnun ayrılabileceğiniz bir oyun Tom Dick ve Harry. 2 bölümlük bir sitkom kıvamında izlenebilir. TOM, DICK VE HARRY. Yazan: Ray Cooney & Michael Cooney. Çeviri : Özgür Özdural. Süpervizör : Haldun Dormen. Yönetmen : Ali Altuğ. kedi İlgin için teşekkürler, röportaj teklifinde bulunduğunuz için ben teşekkür ederim. Adım Alper, 47 yaşındayım, Ankara’da yaşıyorum. Ceki: Çok eski bir oyuncusunuz, Oyuna ne zaman ve nasıl başladınız hikayenizi duymak isteriz. kedi: 2009 yâda 2010 yılı diye hatırlıyorum. İş için Ankara’dan ilk uçakla Antalya İkincisi Arzu ve Süreyya, Londra’da izledikleri tiyatroda: oyuncular kâinatın yaradılışını çıplak olarak yorumlarken bir kadın erkeğe, “Dokun Bana O Kadar Kolay Ki,” diyor. Bu tümce romana isim oluyor. Üçüncüsü, böyle bir açılımla romanda yenilik kapısı aralansın istendi. “Bu şiiri sana yazdım dediği bir şiiri yoktu aslında.” diyordu demesine Biket İlhan ama arkasından da ekliyordu: “Son şiir kitabının ismi, ‘Kimi Sevsem Sensin,’ daha ne yazsın ki” Kimi sevsem sensin / hayret Sevgi hepsini nasıl değiştiriyor Gözleri maviyken yaprak yeşili Senin sesinle konuşuyor elbet Comment Reussir Une Premiere Rencontre Avec Une Femme. Son zamanlarda genç jenerasyonun en çok konuşulan erkek oyuncularından biri Onur Tuna... atv'de yayınlanan 'Hayat Devam Ediyor' dizisinde 'Siraç' karakteri ile hayatımıza giren bu genç adam, şimdiden özellikle genç kızların beğenisini kazanmış durumda. Onun için yeni Kıvanç Tatlıtuğ diyenler de var, Kenan İmirzalıoğlu'na benzetenler de... İlk oyunculuk deneyimiyle başarılı bir çizgi yakalayan 27 yaşındaki Onur Tuna, oyunculukla ilgili düşüncelerini Yeni Aktüel dergisinden Neslihan Perker ile paylaştı. İşte anlattıkları... EĞİTİM ÖNCELİĞİMİZDİ Dizide canlandırdığınız karakterin ismi olan 'Siraç' ne anlama geliyor? Nur getiren anlamına geliyor. Şimdiye kadar neler yaptınız? Ortaokulda Galatasaray yıldız takımda basket oynadım. Eğitim hep ilk önceliğimdi. Babam öğretim üyesi bir matematikçi sonuçta Analitik beyin yani... İspatçı bir beyin. Eğer profesyonel olup, basketi meslek olarak seçeceksem konuyla ilgili vasıflı olmam lazımdı. Demek ki o kadar yetenekli değilmişim! RUHUM ÖZGÜR Demek ki ileride başka şeyler yapacağınızı hissettiniz? Okulda sahne sanatları ile ilgili aktivitelerde hep rol alırdım. Ruhumu özgür hissedeceğim bir şey yapmak istiyordum. "İsmail bey, evraklar hazır" diyen bir adam olamayacağımı çok küçük yaşta hissettim. Çocukluğumdan beri yaramazdım, evin küçük çocuğuyum. Abim de bir matematikçi. Üniversitede iktisat bölümünde okudum. İktisat okudum ama oyuncu oldum. Matematikçi bir babanın oğlu olarak, sizin farklı bir karakterinizin olması, kendisiyle çatışma yaşamanıza neden oldu mu? Babam çok naif bir adamdır. Hep serbest bıraktı beni, sebebini arardı yaptığım şeylerin. Gencim ve öğreneceğim çok şey var. Enerjimi gülerek karşılıyor doğru yolda olduğumu bence biliyor. Ayrıca babamla duygusallığımız da çok benzer. Babam, annem için şiir yazardı, "Hadi şunu bestele, annen geldiğinde çalarsın" derdi. Ağaç yaşken eğilir; ufakken size bir şeyler aşılarlar, siz 20'li yaşlarınızda zamanında aşılanan şeyle ilgili aydınlanma yaşarsınız. AŞKTA CESUR OLURUM Bir kadına hiç şiir yazdınız mı? Yazmaz olur muyum... Yazdım. Ama hoşlandığınız her kadına yazmanız imkansız. Sadece aşık olmak zorunda da değilsiniz şiir yazmak için, yaşadığınız birçok şeyi şiire aktarabilirsiniz. Duygularınızı, mutluluklarınızı, acılarınızı... Hayatınızdaki en büyük acıyı ne yüzünden yaşadınız? Üniversitede aynı evde yaşadığım arkadaşım bir tekne gezisinden dönerken sebepsiz yere Taksim'de bıçaklandı. Ege Üniversitesi'nden mezun olmuştu, inşaat mühendisiydi, askerden gelip Zorlu Holding'de iş bulmuştu. Evini, hayatını kurmuştu ki, bu olay oldu. 'Hayat Devam Ediyor' süreci nasıl ilerledi? Aslı İslamoğlu ile çalışıyorum, öncelikle onun vasıtasıyla bu projeden haberim oldu. İkinci görüşmeye Mahsun Abi çağırdı, inanılmaz ve çok enerjik bir adam. Bana güvendiğini düşündüm. İlk projem; çok yeniyim, gelişeceğim. Dizide babanızla Fikret Kuşkan olan ilişkiniz çok ön planda. Sizden iyi baba olur mu? Herkes 'iyi baba' olursun diyor. Siz ne diyorsunuz? Baba olmayı düşününce o çocuğu severken içime sokmak gelir, fazla değer veririm. Daha yeni amca olacağımın haberini aldım, elim ayağıma dolandı öğrenince. Aşkta cesur mu olursunuz, yoksa korkak mı? Cesur olduğum zamanlar da oldu, aksi türlü de. Hazır olduğumu hissettiğim zamanlar cesurdum. Ama yeni bir ilişkiden çıkmışsam işler değişir. Sayfa HAYALİMDEKİ KADIN... Hayalinizde bir kadın profili var mı? Şu anda öyle bir dönemde değilim ama hayal kurduğum zamanlar oldu. İstediğim tek şey dürüst olunması. Yollar ayrılabilir, ben dahil kimse alternatifsiz değil. İnsanın özünde menfaat duygusu ve bencillik var. Sabırlı bir insanım ben, karşımdaki farklı düşünmeye başlarsa bunu sindiririm. 'Ne oldu', 'Neyin var' gibi soruları sevmiyorum çünkü gerçek gelmiyor. Klişe ilişki kalıplarımız var. FENERBAHÇELİ OLDUĞUMU GİZLEDİM Fenerbahçelisiniz ama Galatasaray'da basket oynadınız. Tuhaf olmuyor muydu sizin için? Orta ikinci sınıftaydım o zamanlar. GS tesislerine ilk gittiğimde en başarılı oyuncular dahil herkes oradaydı. Bazıları biliyordu FB'li olduğumu, laf atıyorlardı. Hocamız Ömer Petorak, "Oğlum böyle nasıl oluyor" derdi. Tuttuğum takıma karşı fanatizm boyutum yoktur aslında. Takımdakiler ellerini üst üste koyup "Cim-bom bom" diye bağırdıklarında ben de bağırırdım ama içsel olarak Fenerbahçeli olduğumu gizlerdim. ONUR TUNA KİMDİR? 2 Temmuz 1985 yılında Çanakkale'de doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde eğitim gördü. Müzikle uğraşıyor Ege Üniversitesi Konservatuvarı'nda ses eğitimi aldı. Ortaokul yıllarından itibaren lisanslı olarak voleybol ve basketbol oynadı. İzmir'de dört yıl profesyonel mankenlik yaptı. İzmir Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde oyunculuk eğitimi aldı. Sabah http // Kenan İmirzalıoğlu Kıvanç Tatlıtuğ Galatasaray Aktüel Magazin Haberler Oyuncu Şebnem Özinal, Haldun Dormen'le başladığı tiyatro serüvenini anlattı "Metin Serezli ağabey benim için çok önemliydi. Komediyi ilk ondan öğrendim""Yüksek lisans tezimi 'Türk Tiyatrosu'nda Kanto ve Kantocu Kadınlar' üzerine yapmıştım. Onu kitaplaştırma projem var"İSTANBUL AA – DİLEK DALLIAĞ - Tiyatro ve sinema oyuncusu Şebnem Özinal, "Bizim için turne tiyatronun çok büyük bir parçası. Yüzde elli İstanbul'da yüzde elli İstanbul dışında oynayabiliyorsak ne mutlu bize. Eski zamanlarda Dormen Tiyatrosu'nda çok uzun turneler yapardık. Mesela 1 ay İzmir'de, Ankara'da oynardık. Ama şimdi öyle değil. En fazla 2 gün üst üste oynadık mı Ankara'da çok seviniyoruz." Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü'nden mezun olan, 51 yaşındaki Şebnem Özinal, bugüne kadar Dostlar Tiyatrosu, Tiyatro İstanbul, Ali Poyrazoğlu, Tiyatrokare ve Dormen Tiyatrosu topluluklarının yanı sıra birçok sinema filminde rol "Türkiye Güzellik Yarışması"na girişini ve orada Haldun Dormen'le tanışmasını ve bir süre sonra da "Çılgın Sonbahar" oyunuyla başlayan tiyatro yolculuğunu, oyunculuk hayatında yaşadığı zorlukları, güzellikleri ve anılarını AA muhabirine Şebnem Hanım merhaba, evinizde röportajımız için buluştuk. Nasılsınız?Şebnem Özinal "Selam, hoş geldiniz. Evet, ne güzel uzun süredir evde röportaj yapmamıştım. İyiyim, çok teşekkürler koşturuyoruz."SORU Geçtiğimiz aylarda Yosi Mizrahi ile birlikte oynadığınız "Seninle Evlenir miyim?" oyunu ile Türkiye Altın Yaşam Ödülleri'nde "Yılın Tiyatro Ödülü"nü aldınız tebrik ederiz. Ödüller sanatçıyı yeni projeleri için teşvik ediyor mu?Şebnem Özinal "Çok teşekkürler. Tabii ki çok büyük bir teşvik, büyük organizasyonlar, güzel bir şey tüm yılın değerlendirmesi. Bir tek tiyatro da değil, sinemada, müzikte de öyle. Mutlu ediyor bizi ama tabii ki oyunumuz 'Yılın En İyi Oyunu' değil, çok fazla oyun, çok fazla emek var. Hele son 2-3 yıldır tiyatro toplulukları artıyor, sahneye çok oyun konuyor. Ama bizim oyunu seyirci çok sevdi, bence seyircinin verdiği bir ödül bu. Çok ilgi gördü, hala da görmeye devam ediyor. Tam pandemiye denk gelmişti. Çok hız alamamıştık. Açıldıktan sonra çok dolu oynuyoruz. İnanılmaz bir ilgi var. Çok özlemiş seyirci, gülmeyi de özlemiş. Biz de gerçekten güldürüyoruz. Bu kadar yıldır komedi yapıyorum ama aralıksız bu kadar kahkaha atılan bir oyunu ilk defa görüyor ve oynuyorum.""Bizim için turne tiyatronun çok büyük bir parçası"SORU Devam ediyorsunuz değil mi?Şebnem Özinal "Ediyoruz, hatta Türkiye'yi dolaşıyoruz. Mesela Ankara'ya 6, Eskişehir'e 4 kere gittik. İzmir'e, Bursa'ya öyle, çok ilgi var şehirlerden. Malatya, Diyarbakır ve Şanlıurfa'ya da gideceğiz. Tüm Türkiye'ye gitmeye çalışıyoruz. Çünkü oralara çok az topluluk gidiyor. Oralarda böyle bir tiyatro açlığı var. Güzel salonlar da yapılmış, ben mutluyum oralarda oynamaktan."SORU Bu, sanatçı için de seyirci için de çok güzel elbette...Şebnem Özinal "Tabii ki. Bizim için turne tiyatronun çok büyük bir parçası. Yüzde elli İstanbul'da yüzde elli İstanbul dışında oynayabiliyorsak ne mutlu bize. Eski zamanlarda Dormen Tiyatrosu'nda çok uzun turneler yapardık. Mesela 1 ay İzmir'de, Ankara'da oynardık. Ama şimdi öyle değil. En fazla 2 gün üst üste oynadık mı Ankara'da çok seviniyoruz. Şimdi şehirler büyüdü tabii. Ankara da büyüdü. Bir gün bir ucunda oynuyorsak diğer gün diğer ucunda oynuyoruz. Biz seyircinin ayağına gidiyoruz. Seyircinin bize gelmesini çok fazla talep edemiyoruz. Çünkü haklı olarak çok zorlaştı şehirler. Trafik, yaşam, insanlar gündüz yoruluyor zaten, büyük bir koşturma içindeler."SORU Şimdi aynı zamanda Sahnekarlar'la, Anton Çehov'un "Vişne Bahçesi"nde Varya karakteri ile seyirci karşısındasınız. Ne şanslısınız iki Özinal "Evet aslında çok şanslıyım. Bazı oyuncu arkadaşlarım diyor ki, 'oyun araştırıyoruz, bulamıyoruz'. Geçen Seren Fosforoğlu ile hatta 'beraber yapalım' dedik seneye. Burada da zaten Yosi Mizrahi ile olan oyun vardı, Volkan Severcan da benim çok çok eski arkadaşım. Birçok oyunda yer aldık onunla. Ben sonradan girdim 'Vişne Bahçesi'ne. Bir arkadaşımız İzmir Devlet Tiyatrosu'nu kazandı. Volkan dedi ki, 'biliyorsun gördün oyunu, kalabalık kadrolu, bir klasik, duygusu çok ağır olan, dolayısıyla aslında uzun süre prova edilmesi gereken bir oyun'. Ama 5-6 provada çıkardım rolü, kadroya dahil oldum. Ben mutluyum. Özel tiyatroda çok fazla klasik oyun yapılmaz aslında daha çok komedi ve ticari oyunlar olur. Volkan, Bora, Kerem, bizim organizatörümüz büyük bir cesaretle sahneye koydular. İyi de gidiyor. Seyirciyi sarıp sarmalıyoruz gibi geliyor bana. Yani gerçekten özlemişler o klasik oyunları. Dekoruyla, kostümüyle ve konusuyla zaten her döneme hitap eden bir oyun.""Varya karakteri oyun içinde çok sivrilen karakter gibi durmasa da çok önemli bir görevi var"SORU Ekibi yıllardır tanıyorsunuz, başka oyunlarda da birlikte rol aldınız ve başlamış oyuna adapte olma sürecinin cevabını verdiniz. Aynı zamanda acaba hızlıca kotarmak anlamında ezberiniz de kuvvetli mi diye sormak Özinal "Aslında bize hep 'nasıl ezberliyorsunuz bu kadar lafı?' derler. Benim mesleğim diye mi bilemiyorum. Ama ezber bana en kolay kısım gibi geliyor. Çünkü provalar esnasında bir lafı üst üste 8 - 10 kere söylerseniz ezberlersiniz zaten. Bana çok zor gelmiyor. Ben aslında duygu olarak zorlandım. 'Varya' karakteri oyun içinde çok sivrilen karakter gibi durmasa da çok önemli bir görevi var. İnsan ilişkileri içinde bütün evi çekip çeviren, bütün acıları ve üzüntüleri yüklenen, sırtlanan bir kadın. Talihsiz ve umutsuz bir aşkın peşinde ve tabii ki hüsranla bitiyor. Bahçe satılıyor, yıllardır o evde yaşayan bir kadın, o evin bir parçası. Hayalleri var dünyayı gezmek gibi, dini tarafları, inançları çok baskın. Oralarda ben zorlandım ama ezber de önemli. Hemen ezberlemem gerekiyordu. Aslında sonradan oyuna girmek hem dezavantaj hem de avantaj. Çünkü beni hazırlamak için tüm kadro sağ olsun çok uğraştı. Provalar yapıldı, hepsi katıldı provalara. İyi de oldu, bir çırpıda çıktı. Eski dostlarım hepsi, çok da güzel oldu. Bir de birçok kez sahne aldım onlarla. Gülen Karaman'la, Sefa Zengin'le, Özdemir Çiftçioğlu ile yine Ali Poyrazoğlu'nda beraberdik. Kadroda çok iyi gençler var."SORU Tiyatroda daha çok komedide oynadınız diye biliyorum ama klasik oyun anlamında kaçıncı oyununuz bu?Şebnem Özinal "Birinci oyunum benim aslında. Ödenekli tiyatroda çalışmadığımız için, bir 'Moliere' filan oynamıştık Dormen Tiyatrosu'nda ama o da komedi zaten. Bunun da komik tarafları var ama çok az. Böylesine duygusu ağır olan bir dramda çok az oynadım. Yakın zamanda yüksek lisans yaptım Bahçeşehir Üniversitesi'nde. Orada parçalar çalıştık, klasik anlamda ama tüm bir oyun değildi, parça parçaydı.""O meşhur 'Çılgın Sonbahar' oyunuyla başladık tiyatroya, 5-6 sezon devam etti"SORU Jeoloji mühendisliğini bitirdiniz. Ama mesleki kariyerinize okul döneminde girdiğiniz bir güzellik yarışmasının ardından tiyatro, televizyon, sinema oyunculuğu ve sunuculukla devam ettiniz. Sarınım güzellik yarışmasının ardından sizi oyunculukta keşfeden ilk kişi Haldun Dormen oldu değil mi?Şebnem Özinal "Evet. Çok tesadüfi bir şey. Ben İTÜ mezunuyum. Üniversiteye girdiğimde büyük hayallerim vardı. O zamanlar deprem geçirmemiştik. Jeolojinin anlamını bile bilmeyen insanlar vardı. Ama ben araştırdım ve tüm üniversitelerin o bölümünü yazdım. İTÜ tuttu, oraya girdim. Hiçbir şey olmazsa okulda akademik kariyer düşünüyordum. O dönemler güzelliğimle falan alakasızdım. Hep erkek gibi giyinirdim. Güzelliğimi ön plana çıkartmazdım. Ama erkenden para kazanmaya başlayayım, hayata atılayım, onlara meraklıydım. Bir tanıdığımız da, 'reklamlarda oynasana. Stant hostesi olarak fuarlarda çalışır mısın? Harçlığını çıkartırsın' dedi. 'Tamam' dedim. Neşe Erberk Ajansı'na kaydoldum. Tek ajans oydu o daha önce gazetelerin düzenlediği güzellik yarışmasının organizasyonundaydı. Bana teklif etti. Ben de 'hayır, benim hiç güzellikle filan ilgim yok' dedim. Bir kısa eğitim döneminden geçmiştik Neşe'nin ajansında. 'Lütfen bana, benim gözüme güven' dedi. 'Peki' dedim ve başvurduk. Ama Türkiye'nin genelinden çok başvuru olmuştu. İlk kez bir televizyon kanalında yapılıyordu. Türkiye'nin ilk özel kanalı ve 'Türkiye Güzelleri' diye kıyamet kopuyor. Katıldım ama hiç umudum yok seçileceğim, ilk yirmiye kalacağımdan. Gerçekten ilk yirmiye kaldım. Sonra yarışma gecesi tüm sahne organizasyonunu Dormen Tiyatrosu yapıyordu. Haldun Dormen metinlerimizi hazırlıyordu. Koreografiyi Semiramis hanımla beraber yapıyorlardı. Çok büyük bir organizasyondu. Her yere gidiyoruz tüm basın peşimizdeydi. Her birimiz çok ilgi gördük. İlk üçe giremedim. Ama Haldun ağabeyle, 'Ben tiyatrocu olmayı çok istiyorum. İTÜ'ye girdim, ailem izin vermedi' diye sohbetlerimiz olmuştu. Sonra Ersin Ökten vardı, tiyatronun müdürüydü. Yarışma nisan ayındaydı, beni haziran ayında aradı, 'Çılgın Sonbahar oyunundan bir arkadaş ayrılıyor, düşünür müsün, gelir misin?' dedi. Benim de apandistim tutmuş ve hastanede yatıyordum. Vazgeçerler diye hiç söylemedim hastanede yattığımı. O kadar korktum. Çünkü çok istediğim bir şeydi. İTÜ'den önce birkaç kez konservatuvarı düşündüm, babam izin vermemişti. Hep aklımın kaldığı bir daldı. 'Tabii, hemen' dedim. Zaten birkaç gün sonrayı söylemişti ve o sırada hastaneden taburcu olmuştum. Gittim ve Nevra Serezli, Metin Serezli, Cem Davran, Hakan Ökten'in olduğu o meşhur 'Çılgın Sonbahar' oyunu 5-6 sezon devam etti. Orada başladım Dormen Tiyatrosu'nda.""'Sana üzücü bir haber vereceğim, bütün kadro sana karşı istifa ettiler' dedi"SORU Tiyatronun usta isimleriyle çalıştınız hep. Gencay Gürün, Haldun Dormen, Ali Poyrazoğlu, Genco Erkal bildiğim isimler. Peki, konservatuvarlı olmamak tiyatroya başlangıcınızda sizi hiç zorlamış mıydı?Şebnem Özinal "Tabii çok zorladı. Bir kere çok tepki aldım yani. Bir seferinde oyunculuk kursları ve atölyelerine katılmak için New York'a gitmiştim. Yaz tatiliydi, birkaç ay kaldım. Gerçekten dans kursları ve atölyeler verimli oldu. Geri döndüğümde tiyatrodan yakın bir arkadaşım, 'sana üzücü bir haber vereceğim, bütün kadro sana karşı istifa ettiler' dedi. Bunu da hemen hemen ilk kez anlatıyorum. 'İstifalarını istediler, Şebnem bu tiyatroda olursa biz olmayız' demişler."SORU Hangi oyundaydınız o zaman?Şebnem Özinal "O zaman 'Şahane Züğürtler' mi vardı hatırlamıyorum. 1993 yılı falandı. ya da 'Sevgilime Göz Kulak Ol' idi galiba."SORU Neden?Şebnem Özinal "Ben konservatuvar mezunu değilim, onlar konservatuvar mezunu ve de 'neden bir konservatuvar mezununa fırsat verilmiyor, Şebnem'e bu kadar büyük fırsatlar veriliyor?' diye Haldun Dormen'e böyle bir tavırda bulunmuşlar. İçlerinde çok iyi bildiğimiz isimler de var, şimdi söylemeyeyim."SORU Haldun Bey ne cevap vermiş?Şebnem Özinal "Haldun ağabey de, sağ olsun çok adildir o konularda, 'ben Şebnem'den son derece memnunum. Çok çalışkan, çok yetenekli, ben vazgeçmem. İsteyen buyursun gitsin.' demiş."SORU Peki giden oldu mu?Şebnem Özinal "Olmadı, olamadı öyle bir şey, cesaret edemedi kimse. Ama tabii ben çok kırıldım tüm kadroya. Çünkü hepsi rol arkadaşlarımdı, daha önce çok samimi olduğum insanlardı. Ben çok sırtımdan vurulmuş oldum. Çok üzüldüm. İlk depresyonla o zaman tanıştım. Gerçekten boğazım sıkıldı, nefes alamamaya başladım. İnanılmaz kötü bir psikoloji yaşadım. 26 yaşlarındaydım. Resmen ilaç kullandım. Sonra her şey yoluna girdi. Dormen Tiyatrosu kapanana kadar devam ettim. Sonra hepimiz çok üzüldük tabii. Hatta Volkan ile konuştuk Dormen Tiyatrosu'nu 'biz devralalım, devam ettirelim' diye, olmadı. Ben Genco Erkal'a geçtim 2001 yılıydı, 'Yarışma' isimli oyunda oynadım. 'Afife Jale Komedi En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu' ödülüne aday oldum. Alamadım ödülü ama aday olmak da çok önemliydi benim için. Sonra Gencay Gürün, Ali Poyrazoğlu'yla 'Tak Tak Takıntı'yı oynarken kızıma hamile kaldım. 4-5 aylık hamileydim hala sahneye çıkıyordum. Doğumdan sonra bir ara oldu. Sonra Barbaros Uzunöner ve İTÜ'den öğretmenim olan maalesef vefat etti, Orhan Kural ile bir oyun yaptım. Böyle devam ettim, yani çok ara vermedim. En çok 2 sezon oynamamışımdır. Sonra yine devam ettim ama o sırada bir anne, bebek programı, sağlık programları yaptım. Ufak tefek diziler oldu ama çok dizi yapamadım. Çünkü bebekten sonra setler çok zamanımı alıyordu. Şimdi de yapamıyorum. Dizi zor geliyor bana biraz.""Dizi setleri çok zaman alıyor, saati belli değil"SORU Zamandan dolayı mı diziler zor geliyor?Şebnem Özinal "Çok uzadı dizi süreleri. Dolayısıyla setler çok zaman alıyor, saati belli değil. Daha doğrusu tiyatro varken benim dizi yapmam çok kolay değil. Zaten yapımcılar da çok tercih etmiyor, tiyatrosu olan birini almıyorlar kadroya. Hem iyi oyuncu olsun, hem yetenekli, tecrübeli olsun ama tiyatro oynayanı almıyorlar.""Kadınlarla ve çocuklarla ilgili bilinçlendirmeye yönelik programlar yapmak hoşuma gitti"SORU Aralarında "Sonradan Görmeler", "Çiçek Taksi", "Böyle mi Olacaktı?" gibi uzun süreli dizileriniz ve "Abuzer Kadayıf", "Güle Güle", "Teberik Şanssız" gibi sinema filmleriniz oldu. Oyuncu olarak televizyon, sinemadan çok programcılık ve tiyatroya ağırlık vermeyi daha çok sevdiniz sanırım?Şebnem Özinal "Evet, evet. Bir dönem kadın kuşağı programı yaptım hafta içi her gün canlı yayın çok sevdim. Sivil toplum örgütlerini, sosyal sorumluluk projelerini işledik. O zaman dernek değildi, çocuk yuvalarını revize eden, Arzu Sabancı'nın içinde olduğu ve bizim programdan sonra dernekleşen projelere yer verdik. Kadınlarla ve çocuklarla ilgili bilinçlendirmeye yönelik programlar yapmak hoşuma gitti. O zaman sağlık turizmi yeni başlıyordu Türkiye'de hemen hemen. Hastaneler sponsor olmuşlardı, doktorlarını ağırlıyordum. O tür canlı yayın programlar oldu. Ama şimdi tabii ana kanallarda o tür programlar kalmadı. Şu anda da bir sohbet programı yapıyorum. Yakın arkadaşlarımızı, yazarları, oyuncuları ağırlıyoruz. Aynen burada yaptığımız bir sohbet gibi bir program o da. O da ikinci sezonunda, devam ediyor."SORU 13 yaşındaki kızınız Ayşe sanatla ilgili mi?Şebnem Özinal "Hiç ilgili değil. Küçükken viyolonsel çalıyordu. Mimar Sinan Üniversitesi yarı zamanlı konservatuvara girmişti. Pandemide uzaktan eğitim başlayınca o tür sanat eğitimlerinin zoom üzerinden yapılması çok zor. Bıraktı maalesef. Büyüdükçe daha bir şekil alıyorlar. Daha önce drama okullarına gidiyordu ama hiç oyuncu olsun diye yollamadım. Kendi tercihi diye. Şimdi voleybol oynuyor. Sonrasında ne olur bilmiyorum.""Metin Serezli o günden sonra ressam oldu"SORU Sahnede birlikte rol aldığınız sanatçılarla ilgili mesela Metin Serezli başta olmak üzere bize anlatacağınız tiyatro anılarınız içinde neler var? Bazıları hayatta değil. Bir anılar geçidi yapabilir miyiz?Şebnem Özinal "Maalesef Metin ağabey hele çok erken vefat etti. Komediyi ondan öğrendim. Fars, vodvil oynamayı, o zamanlamaları ondan öğrendim. Yani inanılmaz bir ustaydı. O da konservatuvar mezunu değil, hukuk mezunu biliyorsunuz. Nevra Serezli de öyle. İlk oyunumda onlarla rol aldığım için çok şanslıyım. İnanılmaz şeyler öğrendim. Şimdi konservatuvar öğrencilerini görüyorum, komediyi snobe ediyorlar, daha kolay gibi görüyorlar. İnsanları güldürmek o kadar zor ki. Hele de şu dönemde, içimiz kararmış, kötü olaylar yaşıyoruz. Çok iyi ustalıkla oynanmadığı zaman bir komedi oyunu, çok zor güldürmek. Turne anılarımız çok var. Bir kere İzmir turnesindeyken yine BKM ile oyun sonrası halı saha maçı yaptılar. Metin ağabey düştü tendonlarını kopardı. Ertesi gün yine oyun var, uzun bir rol, başrol oynuyor Metin Serezli. Çıkamıyor sahneye alçıya alındı ayağı ve İstanbul'dan İsmet Üstekin'i çağırdık ama ne yapsın adam, bir günde ezberlenir mi? Biz artık, ahşaptı tiyatronun yeri, oralara öğrencilikteki gibi kopyalar yazdık. Neyse Nevra abla, gişeye oturdu tek tek bütün seyircilere açıkladı 'böyle bir olay oldu' diye. Anons ettik ve Metin Serezli o günden sonra ressam oldu. Çok güzel tabloları vardı hatırlıyorsan. Ayağı kırık diye otura otura resim yapmaya başladı. Çok anı var. Dalağım düşüktür benim. 'Dalağı düşük' derler çok gülen insana sahnede. O çok kızardı gülmeme. Hem güldürüyordu bizi, neler yapıyordu arkamızda bıdı bıdı seyirci duymadan kulağımıza bir şeyler fısıldıyor, hem de arkasından kızıyordu 'gülmeyin bu kadar' oyuncu olarak karşılıklı oynamak adına hem de hayatta çok keyifliydi zaten. Hayatı seven, gezmeyi, yemeyi, içmeyi, güldürmeyi, her dakika bir espriydi onunla oturmak, sohbet etmek. Biz o zamanki eşimle evlendik, fakat kimseye duyurmadık. Basına falan söylemedik. İlk Metin Serezli'ye bir oyun öncesi söylemiştim. Profilo'da bir kafemiz vardı, otururken 'Metin ağabey biliyor musun ben evlendim' dedim. 'Ay, ay, ay, ne yapacağız şimdi' diyerek nasıl telaşlanmıştı. 'Sus ağabey, gizli' demiştim. Çünkü birkaç zaman sonra söylemiştik insanlara. Benim sırdaşımdı aynı zamanda."SORU Siz yüksek lisansınızı bildiğim kadarıyla yakın bir zamanda Bahçeşehir Üniversitesi ileri oyunculuk bölümünde tamamladınız değil mi?Şebnem Özinal "Evet, pandeminin sonunda yani 2020 yılında tezimi verdim.""Entelektüellik sadece bir oyun izlemekle ya da Instagram'da entel dantel paylaşımlar yapmakla olmaz ki"SORU Akademilerde kamera önü eğitmenliği, drama ve doğaçlama dersleri de veriyorsunuz. 'Gençler komediyi snobe ediyorlar' dediniz. Bu eğitim verdiğiniz gençlerle ilgili yaşadığınız bir durum mu, yoksa genel olarak mı söylediniz?Şebnem Özinal "Eğitim verdiğim gençlerle ilgili yaşamıyorum. Çünkü ben zaten onlara bir şeyler anlatıyorum. Temel oyunculuk dersleri veriyorum. Sıfır olarak geliyorlar benim karşıma. Genelde kamera önü oyunculuğu için geliyorlar. Şimdi oyunculuk çok popüler meslek tabii. Tüm gençler tercih ediyor. Aynı zamanda üniversitede başka bir branşta okuyup oyunculuk yapmak isteyen gençler de var. Bahçeşehir Üniversitesinde beraber eğitim gördüğüm arkadaşlarım, mesela ben Ali Poyrazoğlu'nda oynuyordum o zaman zor getiriyordum oyuna. 'Oyunuma gelin izleyin' diyordum. Beğenmiyorlar, istemiyorlar komedi seyretmek. Şimdiki gençlerde o var, yani klasik oyun, daha alternatif oyunlar oynayınca ya da onları seyredince entelektüel olduklarını zannediyorlar. Entelektüellik sadece bir oyun izlemekle ya da Instagram'da entel dantel paylaşımlar yapmakla olmaz ki. Şimdi bir 'arthouse' kafaları diyorlar ya, gençlerde onu görüyorum. Bence yanlış yapıyorlar. Entelektüel olmak, sanatın içinde olmak bir yaşam şeklidir. Biraz, biraz ucundan yapılmaz. O yüzden komediyi snobe ediyorlar açıkçası. Hala benim okul arkadaşlarımdan biri, ikisi en fazla oyunu izledi. Görünce de beğenmiyorlar. Benim en sinir olduğum şey, tanıdık birinin oyuna gelip, beğenmeyince kulise gelip 'geçmiş olsun' demesi."SORU Öyle mi diyorlar?Şebnem Özinal "Evet, 'geçmiş olsun' diyorlar. 'Ne oldu ki? Hasta mıydık da geçmiş oldu? Ne oldu, anlayamıyorum?' diyorum. Beğenmediysen hiçbir şey deme, beğendiysen tebrik et. Bunları sevmiyorum."SORU Beğendirmek zor değil mi bazen insanlara?Şebnem Özinal "Zor ama benim kriterim o değil tabii ki. Ben meslektaşlarım için yapmıyorum, seyirci için yapıyorum. Seyirci inanılmaz mutlu ayrılıyor tiyatrodan gülmek ve eğlenmek anlamında. Çünkü biz 'Seninle Evlenir miyim?' oyununda Türk insanını anlatıyoruz. Bizden, Türk yazarın oyunu, çok iyi tespit etmiş o ilişkilerdeki detayları ve tezat unsurları. Erkeğin farklı bir karakteri, kadının daha farklı bir karakteri var ve dolayısıyla talepler daha farklı. O talepler çatışıyor ve oradan bir komedi çıkıyor. İnanılmaz iyi tespit etmiş. Herkes seyrederken 'bak bak, senin gibi' falan tepkileri veriyordu. En son Bursa'da oynadığımızda seyirci herhalde kendini evde programladı, 'ben gülmeye gidiyorum acayip' diye. Her lafımız alkış aldı, her lafımıza gülüyorlardı. Kadınlar kocalarını döverek filan gülüyorlardı kahkahayla. Çok güzeldi yani. Bunları görmek mutlu ediyor.""Pandemiye denk geldiler, savaştı, oydu buydu derken çocuklar kötü zamanlara şahitlik ediyorlar"SORU Oyundan bahsetmişken sorayım, oyunlarda bu ilişkiler anlatılıyor ama gerçek hayatta kadın- erkek ilişkilerinin bir formülü var mı ve siz bulabildiniz mi?Şebnem Özinal "Ben bulamadım açıkçası. Biz genelliyoruz ama kişiden kişiye de fark ediyor. Yaşam şekli, şartlar da buna etken. Ben 15 yıllık evlilik geçirdim. Daha sonra tabii bir kadın-erkek anlamında bir ilişkimiz kalmadı ama arkadaş olduk, arkadaşlığa dönüştü ve Ayşe oldu en güzeli. Şimdi şu dönemde tamamen bu döneme özel anlatıyorum, hiçbir ilişki istemiyorum. O ilişki kotamı doldurmuşum herhalde. Bir sorumluluğa girmek, çift olarak bir şeyleri yapmak bana anlamsız geliyor artık. Çünkü 15 yıl o şekilde yaşadım. Şimdi daha bağımsız, daha özgür olmak, kendi başıma hareket etmek, kendi kararlarımı vermek hoşuma gidiyor. Zaten Ayşe olduğu için o da bir ilişki benim hayatımda. Başka bir flört ilişkisi istemiyorum."SORU Bir genç kız yetiştirmek de zordur aslında değil mi?Şebnem Özinal "Çok zor, gerçekten çok zor. Bir de şu dönemde. Biz böyle değildik. Kıyaslamıyorum bizim zamanımızla ama çok zor. Çok kötü günler geçirdi çocuklar da. Pandemiye denk geldiler, savaştı, oydu buydu derken kötü zamanlara şahitlik ediyorlar. Biz daha mutluyduk. Daha sade yaşıyorduk, daha az şeye ulaşabiliyorduk. Şimdi bu internetler falan kafaları karışıyor galiba. Ama böyle bir döneme denk geldiler. Hem şans hem şanssızlık bence. Bakalım ne olacak? Hukuk istiyor, mimarlık istiyor. Ama daha erken belki de karar vermesi için.""Belki de kanto söylerim"SORU Başka yeni bir projeniz var mı gündemde?Şebnem Özinal "Yüksek lisans tezimi, 'Türk Tiyatrosunda Kanto ve Kantocu Kadınlar' üzerine yapmıştım. Onu bir kitap yapma projem var. Tamamen kültürel bir yayın olacak. Tez hocam Ali Düşenkalkar tavsiye etmişti, 'Bir kitap olarak sun ki insanlarda bir doküman olsun' diye. Onu teorik halinden çıkarıp, biraz daha okuyucu için uygun hale getireceğim. Çünkü kanto ve kantocu kadınların gerçekten Türk tiyatrosunda çok büyük önemi var. Daha çok gayrimüslim kadınlar kantocuydu. Cumhuriyetin ilanından sonra birkaç Türk kadın oyuncu da yapmış. Besteleri, güfteleri, dansları kendilerinin ve Türk pop müziğinin Türk müziğine girmesindeki başlangıç noktası aslında. Daha önce Doğu sazlarıyla çalınan ve söylenen şarkılar, ilk kez trompet vesaire işte İtalyan grupların Türkiye'ye gelerek gösteri yapmalarından esinlenerek Ermeni, gayrimüslim kadınlar da Batı sazlarıyla bir şekilde kanto parçalarını besteleyip sahneye koymuşlar. Önemli noktaları var kanto ve kantocu kadınların. O yüzden belki de kanto söylerim."SORU O zaman kolay gelsin, teşekkür Özinal "Çok teşekkürler. Size de kolay gelsin." Şebnem Özinal Haldun Dormen Tiyatro oyunlar Güncel Haberler AjanssporAjansspor uygulamasını indirSpor HaberleriFutbolBeşiktaşÖnder Karaveli "Türkiye'den Ve Yurt Dışından Teklifler Aldım"İsa Kethüdaİlk Yayınlanma 07 Haz 2022 - 1426 / Son Güncelleme 07 Haz 2022 - 1731Beşiktaş'ta Sergen Yalçın'ın ardından teknik direktörlük koltuğuna oturan ancak camiada ciddi eleştiriler alarak görevi bırakan Önder Karaveli Sergen Yalçın'ın ardından teknik direktörlük koltuğuna oturan ancak ciddi eleştiriler alarak görevini bırakan Önder Karaveli, gündeme dair açıklamalar yaptı. Karaveli 3 ayda neler yaşadığını, başkan Ahmet Nur Çebi ile ne konuştuğunu, Süper Lig'den teklif alıp almadığını ve Beşiktaş'ta devam edip etmeyeceği ile ilgili değerlendirmelerde bulundu."Yurt dışındaki genç Türk oyuncuları takip ettik"Radyospor'da yayınlanan Spor Kazanı programında Özgür Sancar'a konuşan Karaveli, "2 ay oldu ayrılalı. Bu sadece dinleme ile değil Beşiktaş'taki çalışmaları devam ettirerek geçti. Kiralık oyuncuların performanslarını görmek için iyi bir fırsattı. Yurt dışındaki genç Türk oyuncuları takip ettik. Kerem'i geri döndürmüştük Uşak'tan. Kerem'in performansını takip eden antrenörlerden olumlu bilgiler alıyordum. O pozisyonda Rosier tekti. Ceyhun Bey ile geleceğe dair sohbetler ediyorduk. Buraya bir oyuncu lazım dedim. Kerem'i söyledim. Kerem'i de bedelsiz şekilde geri aldık. 3 maçta da sahada oldu. Oynadığı 3 maçta da kusursuza yakın oyun oynadı. Bu durum hem beni hem de kulübü iştahlandırdı. Sezon başı kampında bu oyunculardan bazıları yer alacak. Umarım tutunabilirler. Bu oyuncuların dönüşü ekonomik anlamda da çok büyük fayda sağlayacak. Bilye yarışı nefes kesti!"Emirhan İlkhan ile U19'da beraber başladık""22 yılını gençlere adamış bir insanı, genç oyuncuyu oynatıp, oynatmamak üzerine eleştirmek abesleşti. Emirhan İlkhan ile U19'da beraber başladık. Gelecekle ilgili ışık saçan oyunculardan biriydi. Sonra Beşiktaş A takım teknik direktörü olduktan sonra bu gençlere şans vermeyi düşünüyordum. İlk 4 maç ve 1 kupa maçında o oyuncuların hiçbiri yoktu. Sonra Süper Kupa finaline gittik. Finale giderken de takımımız tam olsaydı, o çocuklarımız orada büyük ihtimalle olamayacaktı. Ama eksilmeler olabilir düşüncesiyle 5 oyuncu belirlemiş ve listeye vermiştik. Final maçında 16 kişilik kadroda 2 tane yedek kalecimiz yazılıydı. O maç da Emirhan'ın ilk maçıdır. "Geriye döndüğümde evet keşke biraz daha iyi gitseydi diyorum"Önder Karaveli, final maçında oyun 1-1'ken Emirhan İlkhan'ı sahaya sürdü. Sonrasında Rizespor maçında ilk 11 olarak oyuna başladı. Biz o maça kovid nedeniyle katılamadık. Bir de gol attı. Sonra Gaziantep maçında oynadı. Peşinde 3 maç Emirhan'ı sahaya sürdük. Ama performansı çok da yeterli değildi. Emirhan'ın performansı iyi olmadığında sert eleştiriler de oluyordu. Emirhan'ın yaşadıklarını ben biliyorum. Onunla sürekli konuşuyorduk. Kalan maçlarda da fazlaca şans bulamadı. Geriye döndüğümde evet keşke biraz daha iyi gitseydi, sahada o da olabilseydi diyorum ama o günkü şartlar bunu gerektiriyordu. Son bölümde Emirhan'ın şans bulduğu maçlarda iyi oynadığı zaman gördün mü hocam, utanıyor musun diyorlardı. Emirhan iyi oynadığında en çok sevinen benimdir."İyi günlerinde herkes yanında zaten""18 yaşındaki bir çocuğu çok göklere çıkardığınızda bununla mücadele etmesi kolay değil, çok dip yaptığınızda da mücadele etmesi kolay değil. İyi günlerinde herkes yanında zaten. Ben zor günlerinde onlara yardımcı olan kişi olmak istiyorum."Şenol Güneş'e kırgın değilim"Şenol Güneş büyük bir isimdir. Ona kırgın değilim. Ama benimle ilgili açıklamaları... Altyapı teknik direktörü olmak beni rahatsız etmez çünkü doğrudur. Çoğunluğunda bana görev verilen yer altyapıydı. Bu beni rahatsız etmedi ama bunu söylemeye gerek var mıydı, ayrı bir konu... Ama benim bu kırgınlıklarla zaman geçirecek vaktim yok. Bunlarla ilgili vakit kaybetmek istemiyorum."Beşiktaş'ın kaleci transferine ihtiyacı yok"Ersin Destanoğlu, Mert Günok ve Emre'yi çok zorlayacak isimler de altyapıdan geliyor. Beşiktaş'ın kaleci transferine ihtiyacı yok. "Biz Ahmet Başkanla Beşiktaş U19 takımının maçında karşılaştık"Beşiktaş daha önce oluşturulan altyapının mirasını yiyor, başka yatırım yapılmıyor şeklinde söylenenler yanlış. Orada görev yapan antrenörlere saygısızlık olur bu. Ahmet Bey'in yaklaşımını da biliyorum. Biz Ahmet Başkanla Beşiktaş U19 takımının maçında karşılaştık. Önem vermeyen başkan orada olur mu, olmaz. Ben daha önce şahit olmuyordum. Oradan sorumlu yöneticilerin maçı izliyor olması o çocuklar için o kadar önemli ki. Bu desteği görmek oyuncuları motive ediyor."Emirhan'la ilgili en az emeğe ben sahibim dedim"A takıma bir oyuncu çıkıyorsa, ona tek başına sahiplenmeye karşıyım. Emirhan'la ilgili en az emeğe ben sahibim dedim. Emirhan'a bir sürü çalışanın katkıları vardır. Bu tip şeylerde oyuncuları benden dolayı oldu demeyi doğru bilmiyorum. Bir gün ben de bir oyuncu için sadece ben derse beni de eleştirin. 1 hafta önce kupayı alan Rıza Çalımbay, Sergen Yalçın, Ziya Doğan ve ben Hamdi Serpil Tüzün oyuncusudur."Beşiktaş bir model oluşturacak"Türkiye'de en büyük sorun U19'a kadar başarılı gelen oyuncuları 18-22 yaş arasındaki problemler, A takıma geçiş sırasında yaşanan sorunlar, fiziksel ve zihinsel sorunlar, kiralık giden oyuncuların dışlanmış gibi hissetmesi gibi birçok şeyi koordine etmek gerekiyor. Burada büyük eksiklik var Türkiye'de. Biz Beşiktaş olarak bu eksikliği kapatacağız. Dünyada bunu çok düzgün şekilde yapan kulüpler var ama 1 tane modeli alıp getirmek yanlıştır. Türkiye'nin kültür kodları farklıdır. Ben kendi modelimizi oluşturmaktan yanayım ve Beşiktaş bunu yapacak. Beşiktaş bir model oluşturacak ve Bayern Münih, Ajax gibi modelleri inceliyorsak umarım bir gün dünyanın farklı yerlerinden gelip Beşiktaş modelini kendi takımlarına entegre etmeye çalışacaklar."Türkiye'den ve yurt dışından teklifler aldım"Benim Beşiktaş'la sözleşmem çok önemli bir şey değildir. Sadece teferruattır. A takım teknik direktörlük görevim bittikten sonra Türkiye'de bazı teklifler aldım. Birkaç hafta içinde yurt dışından da teklifler aldım. Hepsine aynı cevabı verdim. Beşiktaş'ın kontratlı hocası olarak bu sözleşmem bitmeden kimseyle görüşemem dedim. Ceyhun Bey'i bilgilendirmeden hiçbir şey yapmadım. Son dönemde kulübümüze Süper Lig kulübünden gelen bir teklif vardı. Ceyhun Bey söyledi. "Hatayspor talip oldu"Hatayspor talip oldu ve başka şeyler de vardı. Ben bunlarla ilgili hiçbir şey söylemedim. Başkanımızla konuştuğumuzda tekrar Beşiktaş'ta aynı enerji ile devam edeceğiz dedi. Açıklaması önümüzdeki günlerde olacak. 10 yaşında Beşiktaş öz kaynak düzenine girip, oyuncu oldum. 2000 yılında antrenör oldum. Bu sezon da 19 maç bana inanarak başkanımız ve yönetim kurulu teknik direktörlük görevini verdiler. Başkanımız bir teklif olursa, o zaman bunu konuşacağız ve sana bu yolda izin vereceğiz dediler. Ama Beşiktaş'ta olduğum sürece hiç yarını düşünmeden devam edeceğim. Ülkemizin doğusundan da batısından da yurt dışından ise Avrupa'nın merkezinden teklifler aldım. Bir noktaya kadar ilerledi sonrasında bir gelişme şu anda yok."Süper Lig'de oynanılan maçlarda kazanan oyunlardı"Ben Şampiyonlar Ligi maçları dahil Beşiktaş'ın hemen hemen tüm maçlarını seyrettim. Beşiktaş'ın tüm oyunları Süper Lig'de oyunun hakimi olduğu maçlardı. Görevi bize söylediklerinde oyuncular tabii ki yaşadıklarından dolayı çok mutsuzlardı. Aslında yaptığımız çok da bir şey yok. Sadece onlara eşlik ettik. Beşiktaş'ın oynadığı bir oyun vardı. Süper Lig'de oynanılan maçlarda kazanan oyunlardı. Biraz oyunculara dokunuşlarımız oldu. Kayserispor maçında 2-1 geriye düşmüştük. Sonra 4-2 kazandık. Çok coşkulu bir andı. İlk defa burada söyleyeceğim, ben ne olduğunu çok anlayamadım. Hatta 4. golden sonra takımla beraber koşup, sevinmeye gittim. O anlar bende yok... Çok net hatırlamıyorum."100 günü kusursuz olarak görmüyorum"Eleştirilere açık olduğunu dile getiren Karaveli "Ben kendini ağır eleştiren biriyim. Beşiktaş'ta 100 gün sürdü. O 100 günü kusursuz olarak görmüyorum, içinde hatalar da var. Kolay bir şey değildi. Oyunlar ve skorlar da çok iyi gitsin, altyapıdaki bazı oyuncuları da oyuna sokmak çok isterdim. Rizespor maçında Demir Ege Tıknaz kenara kadar geldi. Gol yedik, o yüzden oyundan çıkaracağımız oyuncunun kalması gerekti. Bazı oyuncular var onlar da sahada olsun çok isterdim. Bazı hatalar tabii ki var. Tecrübe edindik ve bundan sonra bir daha teknik direktörlük için bir fırsat olursa, bunlardan dersler aldık." dedi."Bence Ali Koç'un davranışı çok Fair bir davranıştı"Süper Lig'de Beşiktaş takımıyla toplam iki derbi yaşadığını ve Fenerbahçe derbisi sonrası Ali Koç'un kendisini tebrik ettiğini ifade eden Karaveli, şöyle konuştu İki derbi yaşadım. Fenerbahçe maçında bir penaltı olmuştu. Günlerce tartışıldı. Bence tartışmaya kapalıydı, net penaltıydı. Hakem kararları üzerinden hakem eğitimlerinde bu kadar konuşulmuyordur. Bütün paydaşların hataları oluyor. Herkes kendisini gözden geçirmeli. Fenerbahçe maçı bittiğinde aşağıda Ali Koç tebrik etti. 'Ya sen neredeydin şimdiye kadar." dedi. Ben de teşekkür edip, buralardaydım aslında dedim. Kendi sahanızda Beşiktaş'a karşı kazanamıyorsunuz ve oyunu da kaybediyorsunuz bana göre... Bence Ali Koç'un davranışı çok Fair bir davranıştı. Fenerbahçe yönetim kurulu üyeleri de tebrik etti." "En etkisiz oyunumuzdu"Galatasaray derbisinde sahaya sürülen 11'e karşı yapılan eleştirilere de cevap veren Karaveli "Galatasaray maçının en çok eleştirilenlerden biri ilk 11 ve değişiklik. En etkisiz oyunumuzdu. Bazı oyuncular üzerinden eleştiriler oldu. Bir kere ben çok şanslı bir antrenörüm, başladığım günden bıraktığım güne kadar başkanımız ve Ceyhun bey bir kere bile oyuncularla alakalı karışmadılar. Bana bu konuda herhangi bir şey söylenseydi zaten bu görevi yapamazdım. Ben böyle biri değilim. İnsanlar bu konuları zihinlerinde bitirmeli. Tamamen kendi özgür irademle görev yaptım. Bir önceki Kenan ve Güven iyi oynadığı için Larin ve Batshuayi ile başlamadım. Galatasaray maçında topa sahip olamadıkça üzerimize çok fazla geldi. Bu maçın ertelenmesi konuları oldu ve bu Galatasaray'ı fazlaca motive etti. Takımın o sırada bir şoka ihtiyacı vardı. Bunu değişiklikle yapalım dedik. Biz de bir şey yapamadık ama Galatasaray da yapamadı." dedi."Topu ileride tutamadık"En etklili oynadıkları maçın Başakşehir karşılaşması olduğunu söyleyen Karaveli, şu ifadeleri kullandı "Bir önceki 2-2'lik Başakşehir maçında en etkili oyunlarımızdan birini oynadık. Maçtan sonra rakip takım teknik direktöründen övgü aldığımız bir maçtı. O oyunun ardından o oyuncularla Galatasaray maçına çıkmak doğaldı. Topu ileride tutamadık. Herhangi bir oyuncuyu da çıkarabilirdik çünkü kimse iyi oynamıyordu. İkinci yarı işler düzeldi. 2-1'i bulduk ve maçın sonunda tartışmalı bir Larin'in çekildiği pozisyon vardı. Bence penaltıydı. O maçı 2-1 kaybettik. Benim ligde 2 tane mağlubiyetim oldu. Biri Konyaspor, diğeri Galatasaray maçı. Ama 19 maça baktığımda en etkisiz oyun Galatasaray maçının ilk yarısı ve Adana Demirspor maçının son bölümü. 60. dakikadan sonra her geçen dakikada Adana Demirspor'un daha da üstün olduğu bir oyundu. 1-1 bitmişti. 7 beraberliğimizin hemen hemen hepsinde üstün olan taraf bizdik. Ben 22 yıllık antrenörlük hayatım boyunca 1 gün bile oyuncularıma skoru koruyun demedim. Hiçbir şekilde böyle bir talepte bulamadım, oyuncu değişikliklerini bu şekilde yapmadım. Ama otomatikman bazı durumlarda oyuncular psikolojik olarak, oyun o şekilde ilerliyorsa skoru korumaya yönelebilir. Bunu antrenör söylemez.""Geriye dönüp oynamak istediğim 2 tane maç vardı"Beşiktaş'ta görev yaptığı süre boyunca tekrar geriye dönüp oynamak istediğim 2 tane maç olduğunu söyleyen Karaveli "Tekrar geriye dönüp oynamak istediğim 2 tane maç vardı. Biri Galatasaray maçı, diğeri Kayserispor'a elendiğimiz kupa maçı. Defalarca pozisyon bulup, sonuçlandıramamıştık. Rakip ceza sahasına en fazla giriş yapıp, gol denemesi yapan takımdı Beşiktaş. Batshuayi birçok golü kaçırdı ama sadece o değil. Bir önceki senenin en çok gol atanları Ghezzal ve Larin de atamamıştı. Batshuayi en çok gol pozisyonuna giren oyuncuydu ama son vuruşları yeterli değildi. Kariyeri boyunca bunu yaşamış. Zaten son vuruşları da iyi olsa Premier Lig'de kariyerine devam ederdi." dedi."Batshuayi olmadı"Beşiktaş'ta gol vuruşu sıkıntısı çektiklerini ve bu yüzden şampiyonluk yarışının içinde olamadıklarını söyleyen Karaveli "Gol vuruşu konusunda istediklerimiz tam olarak karşıladı diyemeyiz. Birinci iş olarak duruyor ama birçok şeyi de doğru yapan oyuncuydu. Bunları doğru yapıp, gol vuruşunu yapamadığınızda boşa çıkıyor. Beşiktaş'ın bundan önceki forvetleri, Aboubakar, Gomez, Cenk Tosun, Demba Ba doğru golleri ve kolay golleri yapan oyuncular olunca Batshuayi olmadı. Attığının 2 katı kadar gol atabilirdi. Eğer o golleri atabilmiş olsaydı çok daha farklı yerde olurdu Beşiktaş. Beşiktaş şampiyonluğun sonuna kadar yarışın içinde olurdu. Benden önce Sergen hocada oynanan bölümde de Beşiktaş oyunun hakimiydi. Bizimle o sayı daha da yükseldi. Çok az gol pozisyonu veriyorduk rakibe. Ben teslim olan bir oyun değil, teslim alan bir oyun isterim. Ama sonuçlandırdığınızda bu oyun meyvesini alır." dedi."Dünyada böyle mi yapılıyor?"Genç oyunculara fırsat verilip verilmemesiyle ilgili de konulaşan Karaveli "Bir oyuncu üzerinden 'onun ayakkabıları sahada olsa yeter' dendi. O iş öyle olmuyor. Oyuncunun fiziksel olarak da yeterli seviyede olması lazım. Bir de genç oyuncularla ilgili bir şey söylendi. 'Genç oyuncuların sahaya sokulma şeklinin 2-0, 3-0 takım rahatladığında sokulabileceği söylendi. Şimdi bazı takımlar 1-0, 2-0 kazanıyor ve şampiyonluğa gidiyor. Şimdi o takımda hiç genç oyuncu oynamayacak mı? Dünyada böyle mi yapılıyor? Yeni çıkan genç oyuncular sürekli mi şans buluyor?" dedi."Düşündüklerini doğru ifade etmek, kibar olmak suçmuş gibi algılandı"Kamaoyunda kibar olmak suçmuş gibi algılandığını söyleyen Karaveli "Maç sonu, maç önü konuşmalarımda şiir okuyor edebiyat öğretmeni, beden hocası dediler. Bir kere ben şiir okumayı çok severim ama ezbere şiir bilmem. Düşündüklerini doğru ifade etmek, kibar olmak suçmuş gibi algılandı. Bu insanları rahatsız etti. Bana hakaret etmeye başladı insanlar. Sizden rica ediyorum bana hakaret etmek istiyorsanız devam edin, üsluplarınız sizin nasıl biri olduğunuzu gösterir. Ama öğretmenlik gibi kutsal bir meslek üzerine hakaret etmeyin. Beden hocaları, edebiyat hocaları çok kutsaldır. Benim telefon numaramı insanlara servis etmeye başladı birileri. Bana telefon edip, aileme, 12 yaşındaki oğluma küfür etmeye başladılar. Ben kendi adıma bembeyaz kalmaya çalışacağım. Üzerimde verilen forma, Beşiktaş arması ve Türk Bayrağı taşıyor. Bizi seyredenlere örnek oluyoruz. Tabii ki söylediklerimize dikkat edeceğiz, tabii ki ağzımızdan çirkin sözler çıkmayacak. Ben bu adanmışlığımı geliştireceğim." dedi."Beşiktaşlı insanların mahkemelerde olmasını istemedim"Kendisine yapılan hakaretlerin Beşiktaşlılar tarafından yapılmadığını ifade eden Karaveli "İlk ayrıldığım dönemlerde oldu bu hakaretler. Ayrıldıktan sonra kesildi. Onları yapanların Beşiktaşlı insanlar olduğuna inanıyordum. Beşiktaşlı insanların mahkemelerde olmasını istemedim. Sonra da keşke mahkemeye verip, oradan gelecek kazancı akademide kullanmak isterdim. Ama gözüm görmek istemedi ve hepsini sildim. Kulübümüz de o mesajları bize iletin demişti." dedi."Ben Kerem Aktürkoğlu ile ilgili hiçbir olumsuz karar vermedim"Galatasaray ile oynadıkları maç öncesi eski öğrencisi Kerem Aktürkoğlu ile yaşadığı olayı da açıklayan Karaveli "Maçtan önce Kerem geldi ve bana sarıldı. Bana söyledikleri çok güzeldi. Orada olmamdan dolayı duyduğu gururu söyledi. Ben de teşekkür ettim. Ona yetinmemesi gerektiğini, çok daha fazla çalışması gerektiğini söyledim. Ben Başakşehir U19 teknik sorumlusuyken, Kerem U21 takımındaydı. Benim grubumda değildi. Kerem benim takımımla 1 kere beraber oldu. Kendi yaş kategorinizde 4 sarı kart aldığınızda cezalı oluyorsunuz ama farklı yaş kategorisinde oynayabiliyorsunuz. Geldi benim takımımda 1 maç oynadı ve tekrar geri döndü. Ben Kerem'le ilgili nasıl karar veren olurum ki... Bu kararları veren zaten altyapı antrenörü değildir. Önder hoca genç oyuncudan anlamaz, Kerem'in gitmesine neden oldu diyorlar. Önder hoca hayatını genç oyuncularla geçirdi. Ben Kerem Aktürkoğlu ile ilgili hiçbir olumsuz karar vermedim. Bu konuda hiçbir dahlim olmadı. İnsanlar çok kolay yalan söylüyor. Birisi bir şey söylüyor, herkes onun üzerinden devam ediyor. " dedi."Hiçbir şey yazıldığı gibi değil"Beşiktaş'ta teknik direktörlük görevinden ayrıldıktan sonra altyapıya dönmediğini söyleyen Karaveli "Beşiktaş'ta görevi bıraktıktan sonra altyapıya döndüğüm söylendi. Bu durum hiç olmadı. Ben A takım için çalışmaya devam ettim. Ben görevi bıraktıktan sonra ilk defa bu açıklamaları yapıyorum, hiçbir şey yazıldığı gibi değil. Ben kendi adıma bu söylenenleri çok fazla önemsememeye çalıştım. Ama bazen bu hakaretler çok fazla olduğunda insan nefes alamıyormuş gibi oluyor." dedi."Başkanımız teklifimi kabul etmedi"Beşiktaş'tan ayrılma isteğinin kendisinden geldiğini söyleyen Karaveli "Ama benim Beşiktaş'tan ayrılmam da bunlarla ilgili olmadı. Gerçeği söyleyeyim. Ahmet Nur Çebi bu talebin benden geldiğini söyledi ve insanlar buna da inanmadı. Aslında benden geldi. Ben Beşiktaşlıyım, şu anda geldiğimiz noktada takımımızın bir enerji değişikliğine ihtiyacı var dedim. Sizden rica ediyorum bunu oluşturun dedim. Başkanımız da çok net şekilde hayır hocam ben sezon sonuna kadar seninle devam etmek istiyorum dedi. Benim isteğim bir enerji değişikliğiydi. Oyuncuların tekrar kendine gelmesini istiyordum. Kupadan elendik, galibiyetler üst üste gelmedi. Oyunculardan herhangi bir saygısızlık gelmedi. Her takımda olabilecek ufak tefek sorunlar oluştu. Oyuncularla son Hatay maçının son antrenmanına kadar herhangi bir saygısızlık olmadı. Pjanic'ten ne istediysek aldık. Başkanımız teklifimi kabul etmedi. Sonraki gün ben tekrar ısrar edince, başkanımız da mecbur kalıp, bunu kabul etti. Ve Ismael hocamız göreve getirildi. Çok da başarılı olmasını istiyorum." dedi."Valerien Ismael'in çok başarılı olmasını temenni ediyorum"Valerien Ismael'in Beşiktaş'ta çok başarılı olmasını istediğini ifade eden Karaveli "Valerien Ismael ile bilgi alışverişi hep oluyor. Genç oyuncularımızın bir kısmı kampta olacak. Benim gönlümden geçen bu oyuncuların tutunarak, orada kalması. Beşiktaş'ta ilerleyen yıllarda sahada olabilecek genç oyunculara sahibiz. Oğuzhan Akgün ve Kartal Kayra kamp kadrosunda olacak. Canı gönülden kadroda tutunmalarını istiyorum. Valerien Ismael Beşiktaş teknik direktörü. Çok başarılı olmasını temenni ediyorum. Zamanla hem oynatmak istediği oyun, hem oyuncular çok farklılaşacaktır. Beşiktaş'ın önünde çok iyi bir fırsat var. İyi olacağına olan inancımı kaybetmek istemiyorum. dedi."Dünyanın her yerinde teknik direktörlük yapmaya hazırım"Süper Lig veya Avrupa'da takım yönetmek isteyip istemediği sorusuna da cevap veren Karaveli "Bunu ben kulübümden de başkanımızdan da saklamıyorum. Bunu istiyorum. Bu kararı da kulübümle beraber vereceğim. Dünyanın her yerinde teknik direktörlük yapmaya hazırım. Şu anda bununla ilgili bir şey söylemek doğru olmaz. Gönlümden tabii ki teknik direktörlük yapmak geçiyor." dedi."Keşke hüngür hüngür ağlasaydım"Beşiktaş tribünlerin kendisini çağırdığında ağlamamak için kendisini zor tuttuğunu ifade eden Karaveli "Hayatı Beşiktaş'ta geçen bir insan, bir gün Beşiktaş teknik direktörü olarak tribünlere çağırıldığında da kendimi çok tutmaya çalıştım. Çok pişmanım, keşke kendimi tutmasaydım da hüngür hüngür ağlasaydım. Yıllarca o tribünlerden oyuncuları çağırmışım ben. Yıllar sonra tribünler beni çağırmış, nasıl duygulanmayayım?" dedi."Ben Emirhan'ı oynatan antrenörün. Oynatmayan değil"Emirhan İlkhan'a sitemde bulunan Karaveli "Emirhan'ın bana söylediği şeyler var. İnsanlar eleştirmeye devam ediyor. Sorun yok. Hakarete varmadığı sürece yapılan her şeyi beğenmek zorunda değiller. Ama lütfen unutmasınlar. Ben Emirhan'ı oynatan antrenörün. Oynatmayan değil. Her zaman oynamak zorunda da değil. İnsanlar ne kadar eleştirirse eleştirsin biz Emirhan'la konuşmaya devam ediyorum. Umarım harika şeyler yapar. Ama yarınlarda işler birazcık olumsuz gittiğinde insanlar bir kenara çekilir, Önder hocası yanında olur." dedi.***Yasal uyarı Bu haber tarafından yazılmıştır, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.*** Beşiktaş 'ta Sergen Yalçın'ın ardından teknik direktörlük koltuğuna oturan ancak ciddi eleştiriler alarak görevini bırakan Önder Karaveli, gündeme dair açıklamalar yaptı. Karaveli 3 ayda neler yaşadığını, başkan Ahmet Nur Çebi ile ne konuştuğunu, Süper Lig'den teklif alıp almadığını ve Beşiktaş'ta devam edip etmeyeceği ile ilgili değerlendirmelerde bulundu."Yurt dışındaki genç Türk oyuncuları takip ettik"Radyospor'a konuşan Karaveli, "2 ay oldu ayrılalı. Bu sadece dinleme ile değil Beşiktaş'taki çalışmaları devam ettirerek geçti. Kiralık oyuncuların performanslarını görmek için iyi bir fırsattı. Yurt dışındaki genç Türk oyuncuları takip ettik. Kerem'i geri döndürmüştük Uşak'tan. Kerem'in performansını takip eden antrenörlerden olumlu bilgiler alı pozisyonda Rosier tekti. Ceyhun Bey ile geleceğe dair sohbetler ediyorduk. Buraya bir oyuncu lazım dedim. Kerem'i söyledim. Kerem'i de bedelsiz şekilde geri aldık. 3 maçta da sahada oldu. Oynadığı 3 maçta da kusursuza yakın oyun oynadı. Bu durum hem beni hem de kulübü iştahlandırdı. Sezon başı kampında bu oyunculardan bazıları yer alacak. Umarım tutunabilirler. Bu oyuncuların dönüşü ekonomik anlamda da çok büyük fayda sağlayacak."Emirhan İlkhan ile U19'da beraber başladık""22 yılını gençlere adamış bir insanı, genç oyuncuyu oynatıp, oynatmamak üzerine eleştirmek abesleşti. Emirhan İlkhan ile U19'da beraber başladık. Gelecekle ilgili ışık saçan oyunculardan biriydi. Sonra Beşiktaş A takım teknik direktörü olduktan sonra bu gençlere şans vermeyi düşünüyordum. İlk 4 maç ve 1 kupa maçında o oyuncuların hiçbiri yoktu. Sonra Süper Kupa finaline gittik. Finale giderken de takımımız tam olsaydı, o çocuklarımız orada büyük ihtimalle olamayacaktı. Ama eksilmeler olabilir düşüncesiyle 5 oyuncu belirlemiş ve listeye vermiştik. Final maçında 16 kişilik kadroda 2 tane yedek kalecimiz yazılıydı. O maç da Emirhan'ın ilk maçıdır.""Geriye döndüğümde evet keşke biraz daha iyi gitseydi diyorum"Önder Karaveli, final maçında oyun 1-1'ken Emirhan İlkhan'ı sahaya sürdü. Sonrasında Rizespor maçında ilk 11 olarak oyuna başladı. Biz o maça kovid nedeniyle katılamadık. Bir de gol attı. Sonra Gaziantep maçında oynadı. Peşinde 3 maç Emirhan'ı sahaya sürdük. Ama performansı çok da yeterli değildi. Emirhan'ın performansı iyi olmadığında sert eleştiriler de oluyordu. Emirhan'ın yaşadıklarını ben biliyorum. Onunla sürekli konuşuyorduk. Kalan maçlarda da fazlaca şans bulamadı. Geriye döndüğümde evet keşke biraz daha iyi gitseydi, sahada o da olabilseydi diyorum ama o günkü şartlar bunu gerektiriyordu. Son bölümde Emirhan'ın şans bulduğu maçlarda iyi oynadığı zaman gördün mü hocam, utanıyor musun diyorlardı. Emirhan iyi oynadığında en çok sevinen benimdir."İyi günlerinde herkes yanında zaten""18 yaşındaki bir çocuğu çok göklere çıkardığınızda bununla mücadele etmesi kolay değil, çok dip yaptığınızda da mücadele etmesi kolay değil. İyi günlerinde herkes yanında zaten. Ben zor günlerinde onlara yardımcı olan kişi olmak istiyorum."Şenol Güneş'e kırgın değilim"Şenol Güneş büyük bir isimdir. Ona kırgın değilim. Ama benimle ilgili açıklamaları... Altyapı teknik direktörü olmak beni rahatsız etmez çünkü doğrudur. Çoğunluğunda bana görev verilen yer altyapıydı. Bu beni rahatsız etmedi ama bunu söylemeye gerek var mıydı, ayrı bir konu... Ama benim bu kırgınlıklarla zaman geçirecek vaktim yok. Bunlarla ilgili vakit kaybetmek istemiyorum."Beşiktaş'ın kaleci transferine ihtiyacı yok"Ersin Destanoğlu, Mert Günok ve Emre'yi çok zorlayacak isimler de altyapıdan geliyor. Beşiktaş'ın kaleci transferine ihtiyacı yok. "Biz Ahmet Başkanla Beşiktaş U19 takımının maçında karşılaştık"Beşiktaş daha önce oluşturulan altyapının mirasını yiyor, başka yatırım yapılmıyor şeklinde söylenenler yanlış. Orada görev yapan antrenörlere saygısızlık olur bu. Ahmet Bey'in yaklaşımını da biliyorum. Biz Ahmet Başkanla Beşiktaş U19 takımının maçında karşılaştık. Önem vermeyen başkan orada olur mu, olmaz. Ben daha önce şahit olmuyordum. Oradan sorumlu yöneticilerin maçı izliyor olması o çocuklar için o kadar önemli ki. Bu desteği görmek oyuncuları motive ediyor."Emirhan'la ilgili en az emeğe ben sahibim dedim"A takıma bir oyuncu çıkıyorsa, ona tek başına sahiplenmeye karşıyım. Emirhan'la ilgili en az emeğe ben sahibim dedim. Emirhan'a bir sürü çalışanın katkıları vardır. Bu tip şeylerde oyuncuları benden dolayı oldu demeyi doğru bilmiyorum. Bir gün ben de bir oyuncu için sadece ben derse beni de eleştirin. 1 hafta önce kupayı alan Rıza Çalımbay, Sergen Yalçın, Ziya Doğan ve ben Hamdi Serpil Tüzün oyuncusudur."Beşiktaş bir model oluşturacak"Türkiye'de en büyük sorun U19'a kadar başarılı gelen oyuncuları 18-22 yaş arasındaki problemler, A takıma geçiş sırasında yaşanan sorunlar, fiziksel ve zihinsel sorunlar, kiralık giden oyuncuların dışlanmış gibi hissetmesi gibi birçok şeyi koordine etmek gerekiyor. Burada büyük eksiklik var Türkiye'de. Biz Beşiktaş olarak bu eksikliği kapatacağız. Dünyada bunu çok düzgün şekilde yapan kulüpler var ama 1 tane modeli alıp getirmek yanlıştır. Türkiye'nin kültür kodları farklıdır. Ben kendi modelimizi oluşturmaktan yanayım ve Beşiktaş bunu yapacak. Beşiktaş bir model oluşturacak ve Bayern Münih, Ajax gibi modelleri inceliyorsak umarım bir gün dünyanın farklı yerlerinden gelip Beşiktaş modelini kendi takımlarına entegre etmeye çalışacaklar."Türkiye'den ve yurt dışından teklifler aldı"Benim Beşiktaş'la sözleşmem çok önemli bir şey değildir. Sadece teferruattır. A takım teknik direktörlük görevim bittikten sonra Türkiye'de bazı teklifler aldım. Birkaç hafta içinde yurt dışından da teklifler aldım. Hepsine aynı cevabı verdim. Beşiktaş'ın kontratlı hocası olarak bu sözleşmem bitmeden kimseyle görüşemem dedim. Ceyhun Bey'i bilgilendirmeden hiçbir şey yapmadım. Son dönemde kulübümüze Süper Lig kulübünden gelen bir teklif vardı. Ceyhun Bey söyledi. "Hatayspor talip oldu"Hatayspor talip oldu ve başka şeyler de vardı. Ben bunlarla ilgili hiçbir şey söylemedim. Başkanımızla konuştuğumuzda tekrar Beşiktaş'ta aynı enerji ile devam edeceğiz dedi. Açıklaması önümüzdeki günlerde olacak. 10 yaşında Beşiktaş öz kaynak düzenine girip, oyuncu oldum. 2000 yılında antrenör oldum. Bu sezon da 19 maç bana inanarak başkanımız ve yönetim kurulu teknik direktörlük görevini verdiler. Başkanımız bir teklif olursa, o zaman bunu konuşacağız ve sana bu yolda izin vereceğiz dediler. Ama Beşiktaş'ta olduğum sürece hiç yarını düşünmeden devam edeceğim. Ülkemizin doğusundan da batısından da yurt dışından ise Avrupa'nın merkezinden teklifler aldım. Bir noktaya kadar ilerledi sonrasında bir gelişme şu anda yok."Süper Lig'de oynanılan maçlarda kazanan oyunlardı"Ben Şampiyonlar Ligi maçları dahil Beşiktaş'ın hemen hemen tüm maçlarını seyrettim. Beşiktaş'ın tüm oyunları Süper Lig'de oyunun hakimi olduğu maçlardı. Görevi bize söylediklerinde oyuncular tabii ki yaşadıklarından dolayı çok mutsuzlardı. Aslında yaptığımız çok da bir şey yok. Sadece onlara eşlik ettik. Beşiktaş'ın oynadığı bir oyun vardı. Süper Lig'de oynanılan maçlarda kazanan oyunlardı. Biraz oyunculara dokunuşlarımız oldu. Kayserispor maçında 2-1 geriye düşmüştük. Sonra 4-2 kazandık. Çok coşkulu bir andı. İlk defa burada söyleyeceğim, ben ne olduğunu çok anlayamadım. Hatta 4. golden sonra takımla beraber koşup, sevinmeye gittim. O anlar bende yok... Çok net hatırlamıyorum."100 günü kusursuz olarak görmüyorum"Eleştirilere açık olduğunu dile getiren Karaveli "Ben kendini ağır eleştiren biriyim. Beşiktaş'ta 100 gün sürdü. O 100 günü kusursuz olarak görmüyorum, içinde hatalar da var. Kolay bir şey değildi. Oyunlar ve skorlar da çok iyi gitsin, altyapıdaki bazı oyuncuları da oyuna sokmak çok isterdim. Rizespor maçında Demir Ege Tıknaz kenara kadar geldi. Gol yedik, o yüzden oyundan çıkaracağımız oyuncunun kalması gerekti. Bazı oyuncular var onlar da sahada olsun çok isterdim. Bazı hatalar tabii ki var. Tecrübe edindik ve bundan sonra bir daha teknik direktörlük için bir fırsat olursa, bunlardan dersler aldık." dedi."Bence Ali Koç'un davranışı çok Fair bir davranıştı"Süper Lig'de Beşiktaş takımıyla toplam iki derbi yaşadığını ve Fenerbahçe derbisi sonrası Ali Koç'un kendisini tebrik ettiğini ifade eden Karaveli, şöyle konuştuİki derbi yaşadım. Fenerbahçe maçında bir penaltı olmuştu. Günlerce tartışıldı. Bence tartışmaya kapalıydı, net penaltıydı. Hakem kararları üzerinden hakem eğitimlerinde bu kadar konuşulmuyordur. Bütün paydaşların hataları oluyor. Herkes kendisini gözden geçirmeli. Fenerbahçe maçı bittiğinde aşağıda Ali Koç tebrik etti. 'Ya sen neredeydin şimdiye kadar." dedi. Ben de teşekkür edip, buralardaydım aslında dedim. Kendi sahanızda Beşiktaş'a karşı kazanamıyorsunuz ve oyunu da kaybediyorsunuz bana göre... Bence Ali Koç'un davranışı çok Fair bir davranıştı. Fenerbahçe yönetim kurulu üyeleri de tebrik etti." "En etkisiz oyunumuzdu" Galatasaray derbisinde sahaya sürülen 11'e karşı yapılan eleştirilere de cevap veren Karaveli "Galatasaray maçının en çok eleştirilenlerden biri ilk 11 ve değişiklik. En etkisiz oyunumuzdu. Bazı oyuncular üzerinden eleştiriler oldu. Bir kere ben çok şanslı bir antrenörüm, başladığım günden bıraktığım güne kadar başkanımız ve Ceyhun bey bir kere bile oyuncularla alakalı karışmadılar. Bana bu konuda herhangi bir şey söylenseydi zaten bu görevi yapamazdım. Ben böyle biri değilim. İnsanlar bu konuları zihinlerinde bitirmeli. Tamamen kendi özgür irademle görev yaptım. Bir önceki Kenan ve Güven iyi oynadığı için Larin ve Batshuayi ile başlamadım. Galatasaray maçında topa sahip olamadıkça üzerimize çok fazla geldi. Bu maçın ertelenmesi konuları oldu ve bu Galatasaray'ı fazlaca motive etti. Takımın o sırada bir şoka ihtiyacı vardı. Bunu değişiklikle yapalım dedik. Biz de bir şey yapamadık ama Galatasaray da yapamadı." dedi."Topu ileride tutamadık"En etkili oynadıkları maçın Başakşehir karşılaşması olduğunu söyleyen Karaveli, şu ifadeleri kullandı"Bir önceki 2-2'lik Başakşehir maçında en etkili oyunlarımızdan birini oynadık. Maçtan sonra rakip takım teknik direktöründen övgü aldığımız bir maçtı. O oyunun ardından o oyuncularla Galatasaray maçına çıkmak doğaldı. Topu ileride tutamadık. Herhangi bir oyuncuyu da çıkarabilirdik çünkü kimse iyi oynamıyordu. İkinci yarı işler düzeldi. 2-1'i bulduk ve maçın sonunda tartışmalı bir Larin'in çekildiği pozisyon vardı. Bence penaltıydı. O maçı 2-1 kaybettik. Benim ligde 2 tane mağlubiyetim oldu. Biri Konyaspor, diğeri Galatasaray maçı. Ama 19 maça baktığımda en etkisiz oyun Galatasaray maçının ilk yarısı ve Adana Demirspor maçının son bölümü. 60. dakikadan sonra her geçen dakikada Adana Demirspor'un daha da üstün olduğu bir oyundu. 1-1 beraberliğimizin hemen hemen hepsinde üstün olan taraf bizdik. Ben 22 yıllık antrenörlük hayatım boyunca 1 gün bile oyuncularıma skoru koruyun demedim. Hiçbir şekilde böyle bir talepte bulamadım, oyuncu değişikliklerini bu şekilde yapmadım. Ama otomatikman bazı durumlarda oyuncular psikolojik olarak, oyun o şekilde ilerliyorsa skoru korumaya yönelebilir. Bunu antrenör söylemez.""Geriye dönüp oynamak istediğim 2 tane maç vardı"Beşiktaş'ta görev yaptığı süre boyunca tekrar geriye dönüp oynamak istediğim 2 tane maç olduğunu söyleyen Karaveli "Tekrar geriye dönüp oynamak istediğim 2 tane maç vardı. Biri Galatasaray maçı, diğeri Kayserispor'a elendiğimiz kupa maçı. Defalarca pozisyon bulup, sonuçlandıramamıştık. Rakip ceza sahasına en fazla giriş yapıp, gol denemesi yapan takımdı Beşiktaş. Batshuayi birçok golü kaçırdı ama sadece o değil. Bir önceki senenin en çok gol atanları Ghezzal ve Larin de atamamıştı. Batshuayi en çok gol pozisyonuna giren oyuncuydu ama son vuruşları yeterli değildi. Kariyeri boyunca bunu yaşamış. Zaten son vuruşları da iyi olsa Premier Lig'de kariyerine devam ederdi." dedi."Batshuayi olmadı"Beşiktaş'ta gol vuruşu sıkıntısı çektiklerini ve bu yüzden şampiyonluk yarışının içinde olamadıklarını söyleyen Karaveli "Gol vuruşu konusunda istediklerimiz tam olarak karşıladı diyemeyiz. Birinci iş olarak duruyor ama birçok şeyi de doğru yapan oyuncuydu. Bunları doğru yapıp, gol vuruşunu yapamadığınızda boşa çıkıyor. Beşiktaş'ın bundan önceki forvetleri, Aboubakar, Gomez, Cenk Tosun, Demba Ba doğru golleri ve kolay golleri yapan oyuncular olunca Batshuayi olmadı. Attığının 2 katı kadar gol atabilirdi. Eğer o golleri atabilmiş olsaydı çok daha farklı yerde olurdu Beşiktaş. Beşiktaş şampiyonluğun sonuna kadar yarışın içinde olurdu. Benden önce Sergen hocada oynanan bölümde de Beşiktaş oyunun hakimiydi. Bizimle o sayı daha da yükseldi. Çok az gol pozisyonu veriyorduk rakibe. Ben teslim olan bir oyun değil, teslim alan bir oyun isterim. Ama sonuçlandırdığınızda bu oyun meyvesini alır." dedi."Dünyada böyle mi yapılıyor?"Genç oyunculara fırsat verilip verilmemesiyle ilgili de konulaşan Karaveli "Bir oyuncu üzerinden 'onun ayakkabıları sahada olsa yeter' dendi. O iş öyle olmuyor. Oyuncunun fiziksel olarak da yeterli seviyede olması lazım. Bir de genç oyuncularla ilgili bir şey söylendi. 'Genç oyuncuların sahaya sokulma şeklinin 2-0, 3-0 takım rahatladığında sokulabileceği söylendi. Şimdi bazı takımlar 1-0, 2-0 kazanıyor ve şampiyonluğa gidiyor. Şimdi o takımda hiç genç oyuncu oynamayacak mı? Dünyada böyle mi yapılıyor? Yeni çıkan genç oyuncular sürekli mi şans buluyor?" dedi."Düşündüklerini doğru ifade etmek, kibar olmak suçmuş gibi algılandı"Kamaoyunda kibar olmak suçmuş gibi algılandığını söyleyen Karaveli "Maç sonu, maç önü konuşmalarımda şiir okuyor edebiyat öğretmeni, beden hocası dediler. Bir kere ben şiir okumayı çok severim ama ezbere şiir bilmem. Düşündüklerini doğru ifade etmek, kibar olmak suçmuş gibi algılandı. Bu insanları rahatsız etti. Bana hakaret etmeye başladı insanlar. Sizden rica ediyorum bana hakaret etmek istiyorsanız devam edin, üsluplarınız sizin nasıl biri olduğunuzu gösterir. Ama öğretmenlik gibi kutsal bir meslek üzerine hakaret etmeyin. Beden hocaları, edebiyat hocaları çok kutsaldır. Benim telefon numaramı insanlara servis etmeye başladı birileri. Bana telefon edip, aileme, 12 yaşındaki oğluma küfür etmeye başladılar. Ben kendi adıma bembeyaz kalmaya çalışacağım. Üzerimde verilen forma, Beşiktaş arması ve Türk Bayrağı taşıyor. Bizi seyredenlere örnek oluyoruz. Tabii ki söylediklerimize dikkat edeceğiz, tabii ki ağzımızdan çirkin sözler çıkmayacak. Ben bu adanmışlığımı geliştireceğim." dedi."Beşiktaşlı insanların mahkemelerde olmasını istemedim"Kendisine yapılan hakaretlerin Beşiktaşlılar tarafından yapılmadığını ifade eden Karaveli "İlk ayrıldığım dönemlerde oldu bu hakaretler. Ayrıldıktan sonra kesildi. Onları yapanların Beşiktaşlı insanlar olduğuna inanıyordum. Beşiktaşlı insanların mahkemelerde olmasını istemedim. Sonra da keşke mahkemeye verip, oradan gelecek kazancı akademide kullanmak isterdim. Ama gözüm görmek istemedi ve hepsini sildim. Kulübümüz de o mesajları bize iletin demişti." dedi."Ben Kerem Aktürkoğlu ile ilgili hiçbir olumsuz karar vermedim"Galatasaray ile oynadıkları maç öncesi eski öğrencisi Kerem Aktürkoğlu ile yaşadığı olayı da açıklayan Karaveli "Maçtan önce Kerem geldi ve bana sarıldı. Bana söyledikleri çok güzeldi. Orada olmamdan dolayı duyduğu gururu söyledi. Ben de teşekkür ettim. Ona yetinmemesi gerektiğini, çok daha fazla çalışması gerektiğini söyledim. Ben Başakşehir U19 teknik sorumlusuyken, Kerem U21 takımındaydı. Benim grubumda değildi. Kerem benim takımımla 1 kere beraber oldu. Kendi yaş kategorinizde 4 sarı kart aldığınızda cezalı oluyorsunuz ama farklı yaş kategorisinde benim takımımda 1 maç oynadı ve tekrar geri döndü. Ben Kerem'le ilgili nasıl karar veren olurum ki... Bu kararları veren zaten altyapı antrenörü değildir. Önder hoca genç oyuncudan anlamaz, Kerem'in gitmesine neden oldu diyorlar. Önder hoca hayatını genç oyuncularla geçirdi. Ben Kerem Aktürkoğlu ile ilgili hiçbir olumsuz karar vermedim. Bu konuda hiçbir dahlim olmadı. İnsanlar çok kolay yalan söylüyor. Birisi bir şey söylüyor, herkes onun üzerinden devam ediyor. " dedi."Hiçbir şey yazıldığı gibi değil"Beşiktaş'ta teknik direktörlük görevinden ayrıldıktan sonra altyapıya dönmediğini söyleyen Karaveli "Beşiktaş'ta görevi bıraktıktan sonra altyapıya döndüğüm söylendi. Bu durum hiç olmadı. Ben A takım için çalışmaya devam ettim. Ben görevi bıraktıktan sonra ilk defa bu açıklamaları yapıyorum, hiçbir şey yazıldığı gibi değil. Ben kendi adıma bu söylenenleri çok fazla önemsememeye çalıştım. Ama bazen bu hakaretler çok fazla olduğunda insan nefes alamıyormuş gibi oluyor." dedi."Başkanımız teklifimi kabul etmedi"Beşiktaş'tan ayrılma isteğinin kendisinden geldiğini söyleyen Karaveli "Ama benim Beşiktaş'tan ayrılmam da bunlarla ilgili olmadı. Gerçeği söyleyeyim. Ahmet Nur Çebi bu talebin benden geldiğini söyledi ve insanlar buna da inanmadı. Aslında benden geldi. Ben Beşiktaşlıyım, şu anda geldiğimiz noktada takımımızın bir enerji değişikliğine ihtiyacı var dedim. Sizden rica ediyorum bunu oluşturun dedim. Başkanımız da çok net şekilde hayır hocam ben sezon sonuna kadar seninle devam etmek istiyorum dedi. Benim isteğim bir enerji değişikliğiydi. Oyuncuların tekrar kendine gelmesini istiyordum. Kupadan elendik, galibiyetler üst üste gelmedi. Oyunculardan herhangi bir saygısızlık gelmedi. Her takımda olabilecek ufak tefek sorunlar oluştu. Oyuncularla son Hatay maçının son antrenmanına kadar herhangi bir saygısızlık olmadı. Pjanic'ten ne istediysek aldık. Başkanımız teklifimi kabul etmedi. Sonraki gün ben tekrar ısrar edince, başkanımız da mecbur kalıp, bunu kabul etti. Ve Ismael hocamız göreve getirildi. Çok da başarılı olmasını istiyorum." dedi."Valerien Ismael'in çok başarılı olmasını temenni ediyorum"Valerien Ismael'in Beşiktaş'ta çok başarılı olmasını istediğini ifade eden Karaveli "Valerien Ismael ile bilgi alışverişi hep oluyor. Genç oyuncularımızın bir kısmı kampta olacak. Benim gönlümden geçen bu oyuncuların tutunarak, orada kalması. Beşiktaş'ta ilerleyen yıllarda sahada olabilecek genç oyunculara sahibiz. Oğuzhan Akgün ve Kartal Kayra kamp kadrosunda olacak. Canı gönülden kadroda tutunmalarını istiyorum. Valerien Ismael Beşiktaş teknik direktörü. Çok başarılı olmasını temenni ediyorum. Zamanla hem oynatmak istediği oyun, hem oyuncular çok farklılaşacaktır. Beşiktaş'ın önünde çok iyi bir fırsat var. İyi olacağına olan inancımı kaybetmek istemiyorum. dedi."Dünyanın her yerinde teknik direktörlük yapmaya hazırım"Süper Lig veya Avrupa'da takım yönetmek isteyip istemediği sorusuna da cevap veren Karaveli "Bunu ben kulübümden de başkanımızdan da saklamıyorum. Bunu istiyorum. Bu kararı da kulübümle beraber vereceğim. Dünyanın her yerinde teknik direktörlük yapmaya hazırım. Şu anda bununla ilgili bir şey söylemek doğru olmaz. Gönlümden tabii ki teknik direktörlük yapmak geçiyor." dedi."Keşke hüngür hüngür ağlasaydım"Beşiktaş tribünlerin kendisini çağırdığında ağlamamak için kendisini zor tuttuğunu ifade eden Karaveli "Hayatı Beşiktaş'ta geçen bir insan, bir gün Beşiktaş teknik direktörü olarak tribünlere çağırıldığında da kendimi çok tutmaya çalıştım. Çok pişmanım, keşke kendimi tutmasaydım da hüngür hüngür ağlasaydım. Yıllarca o tribünlerden oyuncuları çağırmışım ben. Yıllar sonra tribünler beni çağırmış, nasıl duygulanmayayım?" dedi."Ben Emirhan'ı oynatan antrenörüm, oynatmayan değil"Emirhan İlkhan'a sitemde bulunan Karaveli "Emirhan'ın bana söylediği şeyler var. İnsanlar eleştirmeye devam ediyor. Sorun yok. Hakarete varmadığı sürece yapılan her şeyi beğenmek zorunda değiller. Ama lütfen unutmasınlar. Ben Emirhan'ı oynatan antrenörün. Oynatmayan değil. Her zaman oynamak zorunda da değil. İnsanlar ne kadar eleştirirse eleştirsin biz Emirhan'la konuşmaya devam ediyorum. Umarım harika şeyler yapar. Ama yarınlarda işler birazcık olumsuz gittiğinde insanlar bir kenara çekilir, Önder hocası yanında olur." dedi Teknik Direktörüz Mustafa Er, Özlüce İbrahim Yazıcı Tesisleri’nde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Mustafa Er, “Bandırmaspor maçını kaybettikten sonra çok zor günler yaşadık. Burada antrenman yapmak, personelle yüz yüze gelmek ve son maça çıkmak acıydı. Son vazifemizi bu sezon için yerine getirmek gerekiyordu. Menemenspor maçında da matem havası gördük. Travma yaşadık. Basın toplantısında çok doğru ifade edemedim kendimi. Geçen seneki Başkanımız Erkan Kamat’la alakalı söylememem gereken şeyleri söyledim. Bu yüzden üzgünüm. Geçen senenin ne kadar önemli ve değerli olduğunu tam anlayamadık ve anlatamadık. Çok büyük bir olaydı. Süper Lig şampiyonluğundan sonra Bursaspor tarihinin en önemli sezonu diyebiliriz. Düşme adayıydık ama hem Türkiye hem de Avrupa’nın konuştuğu takım haline geldik. O takımdan 8 isim transfer yaptı. 7 oyuncumuz Süper Lig’e, 1’i de Avrupa’ya gitti. Hepsi de geçen sezonki performanslarıyla transfer yaptı. 50-55 milyon TL civarında da kulüp gelir elde etti. Çok az gelir elde edildi. En az 3-4 katı değerle gitmeleri gerekiyordu. Maalesef bu anlamda da oyuncuları kaybetmek kulübü zarara soktu. Bursaspor’la 3 farklı dönem yaşadık. Çok ciddi fedakarlıklar yaptık. Maddi ve manevi… Ben burada para konuşacak durumda değilim. Manevi anlamda da çok eve gitmediğimiz geceler oldu. Ama hepsi helali hoş olsun. Bu sene dahil, her sene ekibimle birlikte elimizden gelenin en iyisini yaptık. Yatağa başımı koyunca rahat uyuyorum. Ama her Bursasporlu gibi de çok üzgünüz” ifadelerini kullandı. Biz Pozitif Kalmaya Çalıştık İki başlı bir yönetim şekli vardı sezon başında. İlerleyen süreçte bunu net fark ettik. Seçim sürecinde taraf olmak istemedik. Ancak camianın ve taraftarın istediği yönde bizle çalışmak isteyen yönetim, bizimle çalışmak istemediğini anladık. Seçimi kazanmak için bizi kullandılar. Bu senenin geldiği noktada burası aslında. Her şeyi biz biliriz modu işlemedi. Bizim transfer listelerimiz hazırdı. Kongre bitince biz ofis tuttuk ve listelerimizi her gün güncelledik. Bizim elimize liste gelmedi’ dendi. Mümkün değil. 5 farklı liste verdik. Tahtanın mevcut durumuna ben de az çok hakimdim. Birçok oyuncu açılacağına inanmıyordu. Ya da açılınca görüşelim deniyordu. En büyük problem iki farklı başkan ve anlayış vardı. Ciddi problemler oldu. Biz bunlardan bağımsız, sorun çıkarmadan hep pozitif kalmaya çalıştık. Biz kamplarda bile idman arası oyuncu bakıyorduk. Oyunu Bozan Taraf Olmak İstemedik Menajerler içeri girdi. O malum menajer de içeriye girdi. Açığı buldu… Menajerin kendisi ile problemim yok. Benim problemim menajerin eylemleriyle. Oyuncu getirebilir ama burayı dizayn edemez. Menajer takımı olma yolunda ilerledik. Artık transfer açıldı ve Bursa’ya döndük. Bolu kampının son gününde görevi bırakacaktık. Hatta Ankaragücü maçını oynadık kampın son günü. O gün otele dönerken Luka Capan’ın transfer edildiğini öğrendik. Bırakın transferin oyuncunun adını bile bilmiyorduk. Biz bu işin dışında kalacaksak göreve de devam etmeyelimi düşünüyorduk. Ama oyunu bozan taraf da biz olmayalım istiyorduk. Devam etme kararı aldık. Maç haftası da birçok oyuncu geldi. Luka, Ofosu, Matavz ve Bruno bize danışılmadan geldi. Hasan Ayaroğlu, Namiq Alasgarov, kaleci Erhan Erentürk de bizim istediğimiz oyunculardı. Fenerbahçe’den de kiralık olarak Uğur Kaan ve İsmail Yüksek’i istedik. Maç haftası da Jorquera geldi. Jorquera’nın tahtada ciddi bir alacağı var, bize de 'hocam bu futbolcuyu alabilir miyiz?’ dendi. 1,5 yıl top oynamamış bir isim. Kalitesi çok iyi futbolcu. Tahta için problemse alabilirsiniz dedik. Ona bile bize sakat oyuncu aldırdı dediler. Kulübümüzü UEFA'ya Vermişler Transfer edilen oyuncuların çoğu kamp geçirmemişti. Bizler de kendileri ile kamp yapmadık. Ligin başı bizim için sancılı olabilir, 3 hafta sonra Milli ara var, özellikle de 7 hafta sonra bir kez daha milli ara var ve 8. Hafta ile birlikte çok iyi işler yapabileceğimizi düşündük. Bunu da söyledik. Adanaspor maçına bile geçen seneden 4 eksikle çıktık. Erhan Erentürk ve Ofosu’yu oynatabildik. Maçtan sonra yönetimsel anlamdaki mesajlar, burada devam edemeyeceğimizi anladık. O gün olmasa 2-3 hafta sonra olacaktı. Fotoğraf net belliydi. Adanaspor maçını kazanır veya kaybedebilirdik. Bizim hazırlık sürecimiz daha yeni başlıyordu. Ama bunlara rağmen yapılanlar ortada. Biz de görevi bıraktık. Ondan sonrasını bilemiyorum. Ama tekrar göreve geldiğimde futbolcuların kulüple arasına ciddi mesafeler girmiş. Yabancı oyuncuların çoğu Bursaspor’u FIFA’ya vermiş. Biz onlarla konuştuk, birçok şeyin düzeleceğini söyledik. Ama oyuncuların ev kirası ödenmemiş, arabası bozulmuş yapılmamış, para verilmemiş birçok sıkıntı ile karşılaştık. Oyuncuların morali düşüktü. Ama Bursaspor Kulübü’nün ödeyemeyeceği mukaveleler yapılmış. Oyuncular muhattap bulamamış. Gelinen süreçte de inanılmaz samimiyetsiz ve güvenilmez bir ortam oluşmuş. Futbolcular da sizin umurunuzda değilse bizim de urumuzda değil psikolojisine bürünmüş. Bizler de yeni yönetimle birlikte gerekenleri elimizden geldiğince yapmaya çalıştık. Tükenmiş bir grup vardı. Ciddi mesailer harcadık” Erhan Erentürk'ün Parmağı Kırıkmış Erhan Erentürk’ün parmağının kırıldığını çıktığımız ilk antrenmanda anlıyoruz. 4 maç kırık parmakla oynamış. Ben de böyle mümkün değil oynatamam dedim. Elton Acolatse de ağrılarım var dedi. Ayak tabanında ciddi bir sakatlık var. Onun da ayak parmağında kırık varmış. Ofosu’nun durumu ortada. Devre arasında 9 oyuncu ayrılıyor. Takıma da 4 oyuncu alınıyor. Bir santrafor üç de kanat oyuncu alınıyor. Pedro’nun sağlık raporundan sakat olmasına rağmen alınıyor. Maç oynamamış futbolcular alınıyor. Enver Cenk Şahin, adalesini yırttı zaten. O da gitti. Stoperler gidiyor, stoper alınmıyor. Furkan Emre Ünver de sakatlandı. İki stoperle haftalarca maç yaptık. Kubilay kadro dışı bırakılmış. Kaleci, stoper, orta saha alınması lazım alınmamış. Mantıklı ve sağlıklı transfer yapılsa bu takım yine düşmezdi. Ama biz buna rağmen elimizden geleni yapmaya ve çözüm üretmeye çalıştık. Sürekli oyuncuların dakikalarını bölüp hazırlamaya çalıştık. Sonra Onur Atasayar’ı da kaybettik. Her geçen gün içerde ve dışarıda problemler yaşadık. Biz göreve geldiğimizde Balıkesirspor’u saymazsak sonuncuyduk. Ukrayna'dan Oyuncu Almak İstedik O dönemde Gerson Rodriguez çok istedik. Her türlü kişiyi devreye soktuk. Oyuncu bize gelmedi. Oyuncular burayı da tercih etmedi. Siz para da ödeyemiyormuşsunuz diyorlar. Bunlar geride kaldı. Hala Bandırmaspor maçı aklımdan çıkmıyor. Bandırma maçına kadar çok iyi mücadele ettik. İpleri elimize aldık. Ama olmadı. Çok zor bir süreçti. Bu sürecin etkisi hala yaşıyorum. Ruh halim iyi değildi. Menemenspor maçında 90 dakika durabilmek dahi çok zordu. O maçı yaşamamız lazımdı. O stattaki atmosferi hayatım boyunca unutmayacağım. Bu süreç maalesef yaşandı. Ligin geneline bakıldığında 42-43 puan yeterli gibi duruyordu. 44 puanla ligde kalınmayacağını kimse düşünmezdi. Rakiplerimiz ekstra kazandı. 45’te yapsak bence yine olmayacaktı. Son hafta puan cetveli böyle olmayacaktı bence. Siz ne demek istediğimi anlayacaksınız zaten. Biz Bandırmaspor’u yenmemiz lazımdı. Ama olmadı. Ben bu kulüp için her şeyimi verdim. Ama bu sezon gücümüz yetmedi. Böyle bitirmek istemezdik. Fakat sezon başında her şey normal olsaydı biz ilk 2’den çıkmıştık ya da Play-Off’taydık. Biz 4 yılda 2 kez küme düştük. Kimse bunu konuşmuyor ve irdelemiyor. Sorumlu olanların hiçbiri konuşmaması lazım. Kafasını kuma gömmeli. O mahcubiyeti yaşamalı. Yaşananlar hiç normal değil. Kulübü kendi haline bıraksanız bu kadar olmazdı Vefa Temel Sözleşmesini Feshetmedi Vefa Temel sözleşmesi feshetmedi. Fesih hakkı elinde sanırım. Şu an yönetimle birlikte görüşeceklerdir. Umarım bünyede kalır. Bizim genç oyuncuların önüne proje koymamız lazım. Onların da kendilerine göre düşüneleri var. Saygı duyuyorum. Ama bu kulüp onlara çok şey verdi. Şahıslara kızıp hareket etmemek lazım. Kulübün menfaatleri doğrultusunda devam etmemeliler. Şahıslar hata ve yanlış yapabilir. Ama bunları kulübe yüklememek lazım. Biz her şeyimizi bu kulüpte kazandık. Ama oyuncuların önüne de bir organizasyon bir şablon koymak lazım. Sağlıklı Düşünemiyorum Yönetimle bu konuyu görüşmedik. Henüz yeri ve zamanı değil. Benim için süreç hala devam ediyor. Hala noktalanmadı. Sağlıklı düşünmek lazım. Kulübün çıkarları ve menfaatleri neyi gerektiriyorsa o olmalı. Bizim doğrularımız ve yanlışlarımız belki kulübün menfaatleri ile çatışabilir. Benim net fikrim var ama bunu net olarak söylemek istemiyorum. Şu an çok sağlıklı düşünemiyorum. Kulüp için en mantıklısı neyse hem benim için hem de oyuncular için o karar verilmeli. Gece kulübü meselesi ile ilgili şunları söyleyeyim… Biz Pazartesi günü antrenman yaptık. Salı günü top başı yapacaktık. Gittiği günle alakalı sıkıntı var. Malum mekana Pazartesi gece gidiyor. 3 yerli 2 yabancı oyuncu gidiyor. 5 futbolcu. Benim haberim ertesi gün haberim oluyor. Bir taraftarımız beni bilgilendirdi. Kendisiyle görüştüm. Bandırmaspor maçına 5 gün vardı. Kader maçı olarak bakılıyordu. Çarşamba günü oyuncularla konuştum. Yaptıklarının yanlış olduğunu biliyorlardı. Ancak bu oyuncularla alakalı yönetim kurulu ve bizlerin yaptırım uygulamaması gerektiğini düşündük. Mekanda 1 saat kalıp çıkıyorlar. Keşke girdikleri anda haberimiz olsaydı. Bifouma’nın yaptığını daha önce görmedim. Balıkesirspor maçında ilk 11’de oynattık. Milli Takım’a gitti ve sakatlandık. Biz geri dön dememize rağmen dönmedi ve 1 hafta orada kaldı. Antrenmanlarda ağrıları vardı. Dönüşlerimde problem var ve koşamıyorum’ dedi. Biz de kadroya almadık. İstediğimiz performansı da göremiyorduk. İstanbulspor maçına giderken de farklı sistemler düşündük. Son idmanda da üçlü sistem denedik ve 15 dakika Bifouma’yı yedekte kullandık. Daha kimi oynatacağımıza da karar vermedik. Tercüman arkadaşımızı bizim yanımıza gönderip Bifouma deplasmana gelmek istemiyor dedi. Keyfe keder gelmek istemedi. Savaşa giderken gemiyi terk etti. Takım içinde de sıkıntı oldu bu durum. O kararından sonra takımdan uzaklaştırdık. Sonra da hatam yaptım bir daha olmayacak dedi. Takım arkadaşlarında da özür diledi. Biz de takıma dahil ettik. Oyuna sonradan girince daha fazla katkı sağladığını düşündük. İlk 11’de oynayınca katkı veremiyordu. Ama yedek olduğunu duyunca dünyası yıkılıyor. Özel hayatında da hiç kendisine dikkat etmiyordu. Negatifti. Manisaspor maçında da ciddi katkı koydu. Denizlispor maçında da öyleydi. Ama diğer maçlarda istediğimizi alamıyorduk. İstanbulspor maçında yaptığı olayın yenilir yutulur tarafı yok. Keyfe keder maça gelmek istemediğini söyledi ama biz takımın menfaati için takıma soktuk tekrar.

ben aslında oyuncu değilim ama birçok oyuna dahil oldum şiiri